04/08 içindeki 98 yayından en yeni 44 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
04/08 içindeki 98 yayından en yeni 44 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

TACİZ nedir?

| Posted in | Posted on

Bir kişiyi sürekli olarak rahatsız edip, peşini bırakmamak rahatsız etmek.

TECAVÜZ nedir?

| Posted in | Posted on

Bir başka kişiyi zorlayarak cinsel ilişkide bulunma suçu.

TROLİZM nedir?

| Posted in | Posted on

Bir erkeğin cinsel beraberlik için iki veya daha fazla kadını seçmesi.

UROLOGNİA nedir?

| Posted in | Posted on

Eşinin veya kendinin sidiğiyle oynamak

VİBRATOR nedir?

| Posted in | Posted on

Elektrikli suni penis.

VULVA nedir ?

| Posted in | Posted on

Kadının dış cinsel organına verilen ad

Kızlık zarı nedir? Hymen

| Posted in | Posted on

Kızlık zarı nedir?

Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak,bazılarıda sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Yapısı nedir?

Kızlık zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir.

Herkesde kızlık zarı varmıdır?

Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.

Kızlık zarı nerededir?

Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?

Hayır, kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

-İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?

-Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?

-Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?

-Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazıları da yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verirmi?

-Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

-Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?

-Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuştururarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.

Çok kanarmı ?

-Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

-Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?

-Evet,kızlık zarı dikilir.

Kızlık zarını kim diker veya dikebilir ?

-Kızlık zarını sadece bir kadın doğum uzmanı diker.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

-Evet,eğer bu işin uzmanıtarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Dikilen bir kızlık zarının dikildiği ilişkiye gireceğim kişi tarafından anlaşılırmı?

-Kesinlikle hayır,sadece kadın doğum uzmanları veya adli tıp uzmanları bunu anlayabilir

Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?

-Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.

Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?

-Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.Hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar zaman önce dikilmelidir?

Bu kızlık zarınızın tipine ve hekiminizin yapacağı ameliyata bağlıdır, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazende bir yıl önce dikmek gerekir.

Dikildikten sonra nelere dikkat etmek gerekir? Duş vesaire gibi şeyler zararlımıdır?

Özel bir şey gerektirmez ilk bir kaç gün hekiminizin önerilerine uymak gerekir, rahatlıkla bir kaç gün sonra duş alabilirsiniz.

Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?

-Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.

Kim kontrol edebilir?

-Sadece bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacabilecektir.

Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?

-Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır.

Anatomi
Kızlık zarı belirli bir yapıda değildir. Anatomik olarak vajinayı oluşturan ve mukoza adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 santimetre içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir.Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer. Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.
İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?
Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır. Kadınların %26-41'inde zar duhüle müsaittir ve ilk ilişkide kanama olmaz.
Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?
Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.
Kanamanın miktarı ne kadardır ?
Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılmsı gerekebilir. Bazı durumlarda ise vajina girişinde va hatta içinde yırtıklar meydana gelebilir, şiddetli ve durmayan bir kanama görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir. Atılan bu dikiş kızlık zarını onarmaz.
Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?
Hayır. Bazı durumlarda zarda yırtık meydana gelmesine rağmen kanama olmayabilir.
Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?
Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.
Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?
Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile bozulur. Ancak bazen ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler ya da kaza ve travma sonrasında da bozulabilir ya da zedelenebilir.
Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?
Hayır. Vajina içine birşey sokmaya teşebbüs edilmediği taktirde mastürbasyon ile kızlık bozulmaz.
Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.
Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?
Hayır. Eğer aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse anlaşılamaz.
Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?
Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.
Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
Evet. Zar yapısı uygun olan kişilerde hymen yapısına zarar vermeden spekulum incelemesi hatta kürtaj dahi yapılabilir. Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür alınabilir.
Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?
Bu ancak muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları ayırarak kızlık zarını gözler. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak deneyim gerektirir. Bazı durumlarda jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Özellikle doğal çentik bulunan hymen varlığında karar vermek güç olabilir.

Kızlık zarı tamir edilebilir mi?
Evet. Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir.
Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır'da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.

Yeniden elde edilen bekaretin bedeli çok da düşük değildir. Berkeley Tıp Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Mısır'da kadınların bu işlem için 100-600 Amerikan doları ödedikleri, Türkiye'de ise ücretlerin 140-1500 Amerikan Doları arasında değiştiği belirtilmektedir.
Her doktor bu ameliyatı yapabilir mi?
Hayır. Pekçok jinekolog bu ameliyatı prensip olarak yapmaz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde bu ameliyatı yapan doktor ve klinikler mevcuttur.
Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?
Bu yapılacak olan ameliyatın türüne bağlıdır. Bazı ameliyatlar ilişkiden bağımsızken bazı tür dikişler evlenmeden 3 gün önce yapılmalıdır. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur.

Kürtaj fiyatları neden bu kadar değişken?

| Posted in | Posted on

Kürtaj fiyatlarını belirleyen en temel etken müdahalenin yapıldığı hastanenin ücretlendirme politikasıdır. Diğer etkenler ise tercih edilen anestezi şekli (lokal veya genel) ve müdahaleyi uygulayan doktorun ücretlendirme politikasıdır. Kürtaj "küçük cerrahi müdahale" sınıfına girer ve başarılı bir operasyonun anahtarı uygulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Anestezi Uzmanındadır.

Kürtajdan sonra ilk adetimi ne zaman göreceğim?

| Posted in | Posted on

Kürtajdan sonraki ilk 2 haftada (özellikle 3.-5. günler arasında) görülen kanamalar adet kanaması değildir. İlk adet kanaması ortalama olarak uygulama tarihinden sonraki 5. haftada görülür.

Kürtaj işlemi sonrasında işime ne kadar sonra dönebilirim?

| Posted in | Posted on

Kürtaj sonrası 3-5 gün istirahat esastır. Ancak yoğun iş temponuza geri dönemniz zorunluysa kendinizi bedensel olarak aşırı zorlamamak koşuluyla ertesi gün çalışmaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Bu konuda en pratik çözümlerden biri müdahalenin cumartesi günü yapılması olabilir.

kürtaj öncesinde gebeliğin büyümesi bekleniyor. Neden?

| Posted in | Posted on

Özellikle 5.5 haftadan önce başvurduğunuzda sizden gebeliğin biraz daha büyümesi için beklemeniz istenebilir. Bunun en temel nedeni rahimağzının gebe olunmayan dönemlerde oldukça sert bir yapı olması ve ilerleyen gebelik günleriyle birlikte yumuşamaya başlamasıdır. Sert bir rahimağzı işlemin uygulanması için metal aletlerin kullanılmasını gerektirecek, bu da riskinizi artıracaktır. Dahası çok erken uygulanan müdahalelerde gebeliğin devam etme riski ve böylece yeniden kürtaj olma riski gündeme gelecektir.

kürtaj dışında bir yöntem var mı?

| Posted in | Posted on

Ülkemizde şu anda istenmeyen bir gebeliğin sonlandırılmasının tek yolu kürtajdır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan RU-486 düşük ilacı ülkemizde bulunmamakta ve bu ilacın kullanımının uzun vadeli etkileri bilinmemektedir

Kürtaj olduğum daha sonra anlaşılır mı?

| Posted in | Posted on

Kürtaj esnasında sizden imzalamanızın istendiği form hastane kayıtlarında gizli kalır ve bu bilgiye kimse ulaşamaz. Yine kürtajdan 4.-6. haftadan itibaren yapılan bir jinekolojik bir muayenede de kürtaj işleminin yarattığı etkiler tümüyle silinmiş olacağından kimse sizin daha önceden böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlayamaz.

Kimler kürtaj olabilir?

| Posted in | Posted on

Ülkemiz yasalarına göre 10. gebelik haftasına kadar olan gebeliklerde (ultrasonografi ile teyit edilmiş olmalıdır) kürtaj tümüyle yasaldır. Evli olan kadınlarda eş imzalı onay vermelidir. Evli olmayan kadınlar kendi istekleri doğrultusunda işlemi yaptırabilirler. 18 yaşın altında olan kız çocuklarında evli olsun veya olmasın ebeveynin imzalı onayı alınır.

Burada dikkate alınması gereken nokta, tıbbi gebelik haftasının hamile kalınan tarihe göre değil son adet tarihinden itibaren geçen süreye kadar olan hafta olmasıdır

Kürtaj

| Posted in | Posted on

Kadın olsun, erkek olsun kürtaj kelimesini duymayan yok gibidir. Buna karşın yine pekçok kişi kürtajın sadece bebek aldırmak olduğunu düşünür. Oysa kürtaj en çok istenmeyen ya da zorunluluk durumunda gebeliğin sonlandırılması için uygulalan bir işlem olmasına karşın kelime olarak sadece bu işlem için kullanılan bir terim değildir.

Kürtaj kelime anlamı ile kazımak anlamına gelir. Örneğin diş hekimleri de diş etlerindeki lezyonarı temizlemek için kürtaj yaparlar. Sozcüğün doğru şekli kürtaj değil küretajdir. Ancak dilimize kürtaj olarak yerleşmiştir. Kadın Hastalıkları ve Doğum branşında kürtaj terimi rahim içerisinden herhangi bir dokuyu birtakım aletler ile kazıyarak alma işlemi için kullanılır. Bu dokular gebelik ürünü olabileceği gibi biopsi ya da tedavi amaçlı alınan dokular da olabilir.Kadın hastalıkları ve doğum bölümünce yapılan küretajlar iki aşamalıdır. Birinci aşama rahim ağzının genişletilmesi (dilatasyon), ikinci aşama ise küretajdır (curettage). Bu nedenle işlem için kullanılması gereken en doğru terim ingilizce Dilatation and Curettage kelimelerinin başharflerinden oluşan D&C'dir.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kürtaj kadın doğum hekimlerinin en çok uyguladığı cerrahi işlemlerin başında gelmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir.

Türleri

Kürtaj (kadın hastalıkları ve doğum'da kullanıldığı şekliyle) rahim içinden doku almak anlamına geldiğine göre sadece gebelik sonlandırmak için yapılmaz.

Özellikle kanama bozukluklarında ve monopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı küretaj yapılabilir. Yine infertilite (kısırlık) araştırmalarında yumurtlama olup olmadığını anlamak vb. amaçlı kürtaj uygulanabilir.

Gebelik Boşaltımı
Üreme çağındaki kadınlarda en sık uygulanan kürtaj şeklidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması amacı ile yapılır.

Probe Küretaj
Kanama bozukluklarında ve özellikle menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı yapılan işlemdir. Özel aletler (küret) ile rahim içi, bazal tabakaya kadar kürete edilir (kazınır). Şiddetli ve uzun süreli kanamalarda hem altta yatan sebebi tespit edebilmek, hem de kanamayı durdurmak için uygulanır. Bu açıdan bakıldığında aynı zamanda bir tedavi şeklidir. Bu işlem sayesinde endometrial hiperplazi, rahim kanseri, rahimde yaşa bağlı zayıflama (atrofi) teşhisi konabilir.

Fraksiyone küretaj
Uygulanış amacı probe küretaj ile hemen hemen aynıdır. Ancak burada rahimin içini döşeyen endometrium tabakasından ve rahim ağzının içini döşeyen endoservikal kanaldan ayrı ayrı örnekler alınır ve pataolojik tahlile gönderilir. Özellikle rahim kanseri ve rahim ağzı kanserinin ayrımında önemli bir teşhis aracıdır.

Endometrial Dating
İnfertilite teşhisinde yumurtlamanın olup olmadığını anlayabilmek için adet siklusunun 21. gününde endometriumdan örnek alınır. Yumurtlamadan sonra salgılanan progestron hormonunun etkisi ile endometrium sekresyon (salgılama) fazına girer. Endometrial dating'de amaç endometrium durumunun adet siklusu ile uyumlu olup olmadığı anlamaktır. Bu amaçla rahim içinden özel bir küret ile tek bir örnek alınır.

Revizyone küretaj
Kendiliğinden olan bir düşükten sonra içeride kalan parçaları temizlemek için yapılan küretaja verilen isimdir. Düşüğün tam olduğu yani içeride parça kalmadığı düşünülse bile revizyone küretaj yapılması prensiptir.

Ayrıca doğumdan sonra içeride plasenta parçaları kaldığından şüpheleniliyorsa, Boom küret adı verilen özel küretler ile kalan parçalar alınır. Bu işlemde revizyone küretaj olarak değerlendirilir.

Nasıl yapılır

Hayatında ilk defa kürtaj olacak kadınlar işlemin nasıl yapıldığını bilemedikleri için büyük korku yaşarlar. Bazı kadınlar daha önceden bu tür bir operasyon geçirmiş arkadaşlarından duydukları sayesinde konu hakkında bilgi sahibi olabilirler. Bu bölümde kürtaj işleminin nasıl yapıldığı ayrıntıları ile anlatılmaktadır.

Kürtaj genel anestezi ya da lokal anestezi ile yapılabilir. Lokal anestezi uygulandığında rahim ağzının her iki yanına ilaç enjekte edilir. Bu anestezi sadece rahim ağzı özel bujiler ile dilate edilirken duyulan ağrıyı digerdiğinden, lokal anestezi ile yapılan işlemlerde acı duyulabilir.

Bizim tercihimiz kürtajın genel anestezi ile yapılması yönündedir. Bu sayede hem hasta ağrı ve acı duymaz, hem de işlemden kaynaklanan komplikasyon riski en aza indirilmiş olur.

Kürtaja karar vermeden önce sadece pozitif olan gebelik testine itbar edilmemeli, mutlaka ultrason ile gebeliğin varlığı ve rahim içinde yerleştiği teyid edilmelidir.

Kürtaj ilk olarak muayene ile başlar. Bu aşamada kişi idrarını yaparak mesanesini boşalttıktan sonra iç çamaşırını çıkartıp muayene masasına geçer. İdeal olan kişinin bu aşamadan önce özel önlükler giymesi ve kendi kıyafetleri ile işlem odasına girmemesidir. Jinekolojik muayene masası özel bir masadır ve kişinin işlem için en uygun pozisyon olan lithotomi pozisyonunda, yani bacaklarını özel bölümlere yerleştirerek yatmasına olanak verir. Eğer genel anestezi uygulanacak ise hastaya bu aşamada ince bir katater yardımı ile damar yolu açılır ve anestezi uzmanı bir hekim tarafından ilaç verilir. Hasta birkaç saniye içinde uyur. Önemli olan anestezinin kadın doğum hekimi ya da bir başkası tarafından değil bu konuda tecrübeli bir anestezi uzmanı tarafından verilmesidir.

Hasta uyuduktan sonra pozisyon verilir ve ilk önce rahimin durumunu ve büyüklüğünü değerlendirmek için jinekolojik muayene yapılır. Rahimin özellikleri anlaşıldıktan sonra vajinal spekulum yerleştirilir. Spekulum ile rahim ağzı görünür hale gelir. Vajina ve serviks antiseptik solüsyonlar ile yıkanarak olası bir enfeksiyona karşı önlem alınır. Lokal anestezi uygulanacak ise bu aşamada yapılır ve serviksin her iki yanına ilaç enjekte edilir. Daha sonra serviks yani rahim ağzı tenekulum ya da tekdişilli adı verilen bir alet ile tutulur. Bu işlem ağrı verebilir. Tenekulum çekilerek rahimin düz bir hale gelmesi sağlanır.

Buji adı verilen aletler yardımı ile rahim ağzı genişletilmeye başlanır (dilatasyon). Bunun için mümkün olan en ince buji kullanılır. Bujiler çaplarının milimetre cinsinden büyüklüğüne göre numaralandırılır. Genelde 6 ya da 7 numara bujiye kadar dilate edilir. İşlem daha önce doğum yapmış olanlarda kolay olmakla birlikte, şahsi tecrübelerimize göre gebe kadınlarda rahim ağzı zaten 6-7 milimetre dilate olmuş olduğundan çoğu kadında dilatasyona gerek kalmaz.

Dilatasyon işlemi tamamlandıktan sonra plastik kanüller rahim ağzından geçirilerek, rahim boşluğuna ulaşılır. Bu kanüller meşrubat içmek için kullanılan pipetlere benzerler. Kanül yerleştirildikten sonra, ucu bu amaç için üretilmiş 60 santilitrelik, vakum yaratan özel enjektöre bağlanır. Enjektörün düğmesi açılarak negatif basınç oluşması sağlanır ve enjektör ileri geri hareket ettirilerek rahim içi temizlenir. Bu işlem lokal anestezi altında hastaya oldukça rahatsızlık ve acı vermektedir. Rahim içi tamamen temizlenene kadar işleme devam edilir. Eğer içeride parça kalmasından şüphe edilir ise kesin küretler ile kavite iyice temizlenir. Eskiden kullanılan bu küretler günümüzde artık pek tercih edilmemektedir. Hem rahim delinmesi hem de işlem sonrasında rahim iç zarlarının yapışmasına bağlı ileride gelişebilecek kısırlık ihtimali keskin küretler ile çok artmaktadır. 10 haftalıktan küçük gebeliklerin sonlandırılmasında keskin küretlere gerek yoktur. Eğer tıbbi bir neden ile ve hekimler kurulu kararı ile 10 haftadan büyük bir gebeliğin sonlandırılmasına karar verilmiş ise bu işlem daha büyük kanülleri vakum cihazlarına bağlayarak yapılır ve ardından keskin küretler ile parça kalıp kalmadığı kontrol edilir.

Biopsi amaçlı yapılan kürtajlarda da en ince kanüller kullanılabilir. Ancak burada ince kesin küretlerin tercih edilmesi patolojik tanı açısından daha yararlı olabilir.

Kavitede parça kalmadığından emin olunduktan sonra kanüller ya da küretler çıkartılır. Tenekulum yerinden alınır ve eğer çıktığı yerde kanama varsa baskı uygulanarak durdurulur. Vajina tekrar antiseptik solüsyonlar ile yıkanır. Ardından spekulum çıkartılır.

İşlem lokal anestezi ile yapılmış ise hasta 5-10 dakika dinlendikten sonra kalkabilir ve gidebilir. Genel anestezi uygulanmış ise hasta uyandırılır. Uyanma süresi genelde kullanılan ilaca bağlı olarak 5-10 dakika kadar sürer. Hasta 60-120 dakika kadar dinlendikten sonra evine gidebilir.

Eve giderken hiçbir kimse kişinin kürtaj olduğunu anlayamaz. Dışarıdan fark edilebilecek herhangi bir belirti yoktur. Evine gönderilen hastaya antibiyotik, ağrı kesici ve kanama azaltıcı ilaçlar verilebilir. Hasta genelde 1 hafta sonra ultrason kontrolüne çağırılır.

Kürtaj sonrası 2-3 gün kadar kanama olabilir. Ancak hiç kanama olmaması da anormal bir durum değildir ve inceleme gerekmez. Kanama olmamasına rağmen şiddetli ağrılar var ise inceleme gerekir.

Kürtaj basit bir işlem olmakla birlikte, bana göre muayenehane ya da poliklinik şartlarında değil hastane şartlarında yapılmalıdır.

Riskleri

Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi ister genel anestezi ile ister lokal anestezi ile yapılsın küretajın da birtakım riskleri vardır. Bunlar anesteziye bağlı riskler ve işleme bağlı riskler olarak 2 ye ayrılır.

Anesteziye Bağlı Riskler
Lokal anestezi ile yapılan işlemlerde en önemli risk işleme başlarken rahim ağzı özel bir alet yardımı ile tutulduğunda duyulan ağrı nedeni ile ani tansiyon düşmesi ve bayılmadır. Vazovagal senkop adı verilen bu durum oldukça sık görülür. Yine duyulan çekilme hissi nedeni ile bulantı ve kusma görülebilir.

Genel anestezinin riskleri ise hastanın yaşı, genel sağlık durumu, var olan sistemik hastalıkları, allerjik öyküsü gibi faktörlere bağlıdır. Bu faktörlerden doğan riskleri en aza indirmek için genel anestezi mutlaka ve mutlaka bir Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı tarafından verilmelidir. Bu uzman hastanın durumuna göre en uygun ilaç ya da ilaçları seçecek bilgi ve tecrübeye sahiptir. Genel anestezi ile yapılacak olan işlemlerin muayenehane ya da poliklinik değil hastane şartlarında yapılması daha uygun olur.

İşleme bağlı riskler
Rahimin delinmesi (Rüptür)
Gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahim'e göre çok daha yumuşakdır. Bu nedenle işlem esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Rahim delindiği fark edildiğinde hemen işleme son verilir ve hasta müşahade altına alınır. Eğer delinen bölgeden karın boşluğu içine kanama oluyor ise hastada spesifik belirtiler ortaya çıkar. Bu durumda acilbir ameliyat gereklidir. Hastanın karın boşluğu açılarak delinen yer onarılır. Çoğu rüptür vakasında delinme uterusun fundus bölgesinden olduğu için kanama olmaz ve delinen bölge bir süre sonra kendiliğinden kapanır. Eğer işlem esnasında rüptür olduğu fark edilmez ise barsaklar, mesane, rektum gibi organlar hasar görebilir ve bu durumda hastada hayati tehlike yaratacak boyutlara varabilecek riskler doğar. Bu durumda acil bir ameliyat ile zedelenen dokuların onarılması hayat kurtarıcıdır.

Rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Risk gebelik yaşı büyüdükçe artar.

Rest plasenta
Küretajın en sık görülen komplikasyonu halk arasında parça kalması olarak anılan "rest" durumudur. Belirli bir sure sonra ortaya çıkan fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile kendini belli eder. Tedavide yeniden küretaj gerekir. Ciddi bir tehlike yaratmaz. 5 haftadan küçük ve 10 haftadan büyük gebeliklerde daha fazla görülür.

Enfeksiyon
Diğer bir komplikasyon ise enfeksiyondur. Genelde işlemden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. Gelişen enfeksyon tüplere kadar yayılırsa tüplerde yapışıklık ve tıkanıklığa sonuçta da kısırlığa neden olabilir. İşlem esnasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa risk azalır. Bazen kişinin kendisinden kaynaklanan faktörler neticesinde enfeksiyon ortaya çıkabilir. İdeal olan her kürtaj işleminden sonra koruyucu amaçlı antibiyotik tedavisi uygulamaktır.

Gebeliğin devamı
Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve olay devam edebilir. 5 haftalıktan küçük gebeliklerde daha sık görülür.Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.

Rahim içinde kan birikmesi (Hematometra)
Son derece nadir görülen bir durumdur. İşlem sonrası rahim ağzı sımsıkı kapanır ve kan rahim içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur. Rahim ağzının ince bir buji ile açılması sorunu çözer.

İşlemin yapılamaması
Bazen daha önceden geçirilmiş operasyonlar ya da rahimdeki şekil bozukluklarına bağlı olarak rahim içerisine katater sokulmaz ve kürtaj yapılamaz. Böyle bir durumda hasta anesteziden uyandırılır, ağzıdan ve vajinalyoldan uygulanan bazı ilaçlar ile rahim ağzının açılması sağlanır ve daha sonra kürtaj gerçekleştirilir.

Yapışıklık
Bir başka risk ise küretaja bağlı gelişen ve Asherman sendromu adı verilen durumdur. Burada rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Nedeni metal küretler ile rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Tanısı rahim filmi çekilerek konur.Tedavisi cerrahidir.

Aşırı Kanama
Özellikle büyük gebeliklerde işlem esnasında aşırı miktarda kanama olabilir. Kanama durdurulamaz ise hasta şok tablosuna girebilir. Oldukça nadir görülen bir durumdur.

Adet gecikmesi
Kürtaj sonrasi ilk adet genelde 4 hafta sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Nadiren bu süre 60 güne kadar uzayabilir. Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. Eğer adet gecikmesine gebeliğin devamı, Asherman Sendromu gibi bir komplikasyon neden olmamış ise ya da gebelik devam etmiyor ise ilaçlar ile adet kanamasının olması sağlanır.

Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar. Bu nedenle kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekir. 10 haftadan büyük gebelikler illegal olduğu için genelde hastane şartlarında değil izbe muayenehanelerde uygulanmaktadır. Bu durumda zaten artmış olan risklerin daha da katlanmasına olanak sağlar. Medyada büyük gebelik sonlandırılırken hayatını kaybeden pekçok genç kadının haberleri maalesef sıkça yer almaktadır. Adet gecikmeniz olmasa bile gebelik şüpheniz varsa mutlaka bir jinekoloğa müracaat ediniz.

İşlemden önce:

İşlemin yapılacağı merkeze mümkünse yanınızda işlemden sonra size eşlik edebilecek bir arkadaşınızla geliniz.
İşlemden 6 saat öncesinden ağızdan birşey almayınız. Buna su da dahildir.
İşlem odasına alınmadan önce mutlaka tuvalate giderek mesanenizi boşaltınız.
İşlemden sonra

İşlemden sonra ayılma odasına alınarak burada 30-60 dakika kadar dinleneceksiniz.
İşlem sonrası normal bir şekilde evinize ya da işinize gidebilirsiniz. Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse herşeyi yiyip içebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Uzun süredir aç olduğunuz için şekerli birşeyler yemenizde yarar vardır.
Genel anestezi sonrası 6-8 saat araba kullanmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamanız uygun olacaktır.
İlk 1-2 gün adet sancısı benzeri ağrılarınızın olması normaldir. Bu durumda doktorunuzun size önereceği ağrı kesicileri alabilirsiniz.
Doktorunuz operasyon sırasında size koruyucu antibiyotik yapmamış ise daha sonra kullanımınız için reçete verebilir.Bu antibiyotiği doktorunuzun tarif ettiği şekilde kullanınız.
İşlem sonrası 3-4 gün kadar kanamanız olabilir. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da düşebilir. Bu tamamen normal ve beklenilen bir durumdur.Buna karşılık kanamanın olmaması da anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kanamanız olmasa da endişelenmeyiniz.
İşlem yapılan günü son adet kanamanızın ilk günü gibi kabul edebilirsiniz buna göre yaklaşık 1 ay sonra ilk adet kanamanız olacaktır. Eğer 40 gün içinde adet görmezseniz mutlaka doktorunuzu arayınız.
Kanamanız devam ettiği sürece havuza, denize, jakuziye girmek sakıncalıdır. İşlemden hemen sonra duş şeklinde ayakta banyo yapabilirsiniz.
Kanamanız devam ettiği sürece cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.
Kanamanız adet kanamasından fazla miktarda olursa ya da ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa mutlaka doktorunuza haber veriniz.
Aksi belirtilmediği taktirde işlemden 1 hafta sonra kontrol randevunuza gidiniz
Kürtajın Yasal yönü

Ülkemizde gebelik sonlandırılması amacı ile yapılan küretajlar yasa ile tanımlanmış ve sınırlandırılmıştır. Buna göre 18 yaşından büyük ve evli olan kadınlar hem kendi hem de eşlerinin rızası ile küretaj olabilirler. Evli olmayan kadınlarda eş rızası aranmaz. 18 yaşından küçük kişiler ise ancak veli veya vasilerinin onayı ile kürtaj olabilirler. Kürtaj bir mahkeme sonucu verilmiş bir karar ise işlemden önce mahkeme kararının tebliği gerekir.

Eğer işlem genel anestezi altında yapılacak ise yine hastadan muaffakatname adı altında bir form doldurması istenir.

10 haftadan büyük gebelikler ancak anne hayatını tehlikeye atan bir durum, ya da bebekte anomali varlığında ve heyet kararı ile sonlandırılabilir. Aksi davranışlar hem işlemi yapan hem de yaptıran için ciddi cezai yaptırımlara sahiptir.

Kürtaj Riskleri

| Posted in | Posted on

Yasal sınırlar içinde (10. gebelik haftasına kadar uygulanan kürtaj) oluşması muhtemel riskler büyük oranda işlemi uygulayan Kadın-Doğum uzmanının tecrübesine bağlıdır.

Lokal anesteziyle yapılan uygulamalarda işlem esnasında en sık rastlanan sorunlar lokal anestezik maddeye aşırı duyarlılık ve vazovagal senkoptur (uterusun sabitlenmesi amacıyla takılan alet nedeniyle bayılma oluşması). Bu, geçici ve selim bir durumdur. Yaklaşık %1 oranında görülür.

İşlemden hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi oluşabilir. Bu durum da yaklaşık %1 oranında gözlenir ve hayati tehlike yaratmayan geçici bir durumdur.

Bazen rahim ağzı kanülün geçmesine izin vermeyecek şekilde sert olabilir ve işlem yarıda bırakılabilir (görülme oranı: yaklaşık 700′de 1). Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir.

Gebelik çok erken ise (<5.5 hafta) tahliye başarısız olabilir. Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir. Tecrübeli bir Kadın-Doğum uzmanı erken bir gebeliği tahliye etme girişiminde bulunmak yerine belli bir süre bekledikten sonra tahliye etmeyi önerir.

Özellikle gebelik büyükse işlem esnasında aşırı kanama olabilir. Yasal sınırlar içinde yapılan tahliyelerde oluşan kanamalar hayati tehlike yaratmaz.

Çok ender durumlarda ve çoğunlukla yasal sınırı aşan (10. gebelik haftası sonrası uygulanan) tahliyelerde işlem esnasında rahim delinebilir .

Özellikle çok erken gebelik haftalarında uygulanan tahliyelerde işlemden birkaç saat sonra görülen nadir bir sorun da rahim içinde kan birikmesidir (görülme oranı 500′de 1). Hayati bir tehlike yaratmayan bir durumdur ve rahmin içindeki kan boşaltılarak tedavisi sağlanır.

Enfeksiyon oluşacaksa bu genellikle işlemden 6-7 gün sonra ortaya çıkar ve kendini ağrı, akıntı, aşırı kanama şeklinde belli eder. Kürtaj sonrası verilen antibiyotikleri düzenli olarak kullanmanız durumunda bu sorun da ender olarak gözlenir.

İçeride “parça kalması” durumunda genellikle ilk iki haftada adet esnasındaki kanamadan çok daha fazla kanama görülür ve bu kanama pıhtı şeklinde ve koyu renklidir. Kanamanın ağrılı olması kural değildir. Bazen parça düştüğü gözlenebilir.

Geç dönemde görülen en önemli, ancak ender bir sorun işlem esnasında rahim iç tabakasının aşırı hasar görmesi sonucunda oluşan yapışıklıklardır (Asherman sendromu). Kendini kürtajdan 4-5 hafta geçmesine rağmen adet kanamasının olmaması ve ilaç tedavisiyle de kanama oluşturulamaması şeklinde gösterir. Usulüne uygun yasal sınırlar içinde yapılan tahliyelerde ve özellikle de vakumla uygulanan işlemlerde ender olarak gözlenir.

Kürtaş sonrası neler olabilir ve dikkat edilmelidir?

| Posted in | Posted on

Antibiyotik,ağrı kesici ve gerekli görülürse kanama azaltıcı ilaçlar verilerek evine gönderilir. Lokal anestezi ile 15 dakika, genel anestezi sonrası 1 saat sonrası hasta eve gönderilir.

Kürtajdan 1 hafta sonra ultrasonografi ile rahim kontrol edilir.

Kurtaj sonrası genelde 2-3 gün sonra adet tarzında fazla olmayan ve 10-15 gün devam eden kanama başlayabilir, bu normaldir.Telaşlanacak bir şey yoktur. Kanama olmaması da normaldir.Kanama ile birlikte genellikle az miktarda küçük pıhtılar düşebilir ve kanama ile birlikte 1-2 gün devam eden adet sancısına benzer ağrılar da olabilir. Bu belirtilerin hepsi normaldir.

Kürtaj yapılan gün adetin ilk günü olarak kabul edilir.Küretaj sonrası 4-6 hafta içinde adetin görülmesi gerekir.İşlem sonrası 40 gün içinde adet görülmez ise doktorunuzu aramalısınız.

Kürtaj sonrası 2-3 hafta havuz, deniz, jakuzi ve küvette banyo yasaktır. Ayakta ılık duş şeklinde banyo yapılabilir.

Kürtaj sonrası 2-3 hafta cinsel ilişki önerilmez.

Lütfen sorunlarınız için doktorunuza danışınız.

Kürtaj fiyatları (ücreti) ne kadar?

| Posted in | Posted on

Kürtaj yalnızca ve ancak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanınca uygulanır. Yapılan işlem gizli kalır.

Kürtaj Fiyatları ne kadar ?
Kürtaj fiyatları kürtaj yapan hastane, poliklinik ve doktor kürtaj fiyatı tarifesine göre değişiklik arzetmektedir. Kürtaj fiyatlarını belirleyen en temel etken müdahalenin yapıldığı hastanenin ücretlendirme politikasıdır. Diğer etkenler ise tercih edilen anestezi şekli (lokal veya genel) ve müdahaleyi uygulayan doktorun fiyat politikasıdır. Kürtaj “küçük cerrahi müdahale” sınıfına girdiğinden kürtaj fiyatları genellikle ucuzdur. Başarılı bir operasyonun anahtarı kürtajı uygulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Anestezi Uzmanındadır.
Bugün için kürtaj fiyatları yukarıdaki parametreler ışığında 250$ - 1000$ arasında değişmektedir.

Bununla ilgili daha ayrıntılı bilgiyi kadın doktorlarından, sağlık merkezlerinden, kadın doğum uzmanlarından alabilirsiniz.

Adet Görememe Sorunu

| Posted in | Posted on

Adet Görme Sorunu

Genç kızlıkta başlayan adet dönemi kırk yaşlarının sonlarında sona erer. Bu olaya menapoz adı verilir. Menapozdan sonra üreme organları bir dizi değişikliğe uğrarlar. Bu değişiklikler yumurtalıkların hormon salgılamasında görülen azalmaya bağlıdır. Dölyatağı daha küçülür, dölyolundaki sırtlar ortadan kalkar, dölyolu duvarları düzleşir. Salgılar daha az asit içermeye başladıkça mikrop kapma tehlikesi de o kadar artar. Çevre dokular gittikçe daha az esnek özellik kazanır. Menapozdan sonra dölyolundan gelen kanamaya tehlikeli gözüyle bakılmalıdır. Olası bir hastalık karşısında doktora gitmek gerekir.
Adet dönemi genel olarak 28 gündür. Ne var ki bu kaba bir ortalamadır ve kadınların adet süreleri büyük ölçüde değişir. Kimi kadının adet süresi 21 günken, kimilerinin 42 gün olabilir. Bundan başka bir kadının her adet dönemi de birbirine uymayabilir.
Dölyatağından dölyoluna akıntı süresi genellikle dört ya da beş gündür. Bu süre içinde kişiden kişiye büyük değişiklikler söz konusudur.
Adet görme; insan dişisini diğer canlı türlerinin dişilerinden ayıran başlıca özelliklerden biridir. Hayvanlar içinde yalnızca maymunlarda bu özellik görülür. Yüzyıllar boyunca adet görme tıbbı ilgilendirmiş ve bu konuda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Eski Yunanlılar "erkek tohumu"nun bir sıvı içinde kadının gövdesine yerleştirildiğini iyi biliyorlardı. Ama bir "dişi tohumu"da gerekliyse, bu nasıl oluyordu? Sonunda tümüyle yanlış bir yargıya, adet dönemindeki sıvının bu dişi tohumu içerdiği yargısına vardılar.
Adet görme birbirinden ayrı iki organın, yumurtalığın ve dölyatağının faaliyetlerine bağlı bir süreçtir. Yumurtalığın başlıca iki görevi ; gebeliği sağlayan yumurtacıkların üretilmesi ile cinsiyet hormonlarının salgılanmasıdır. Yumurtalıkların ürettiği ve adet dönemini denetleyen hormonlar bildiğimiz gibi östrojen ve progesterondur. Bu hormonların gövdenin çeşitli bölümleri üzerinde etkileri vardır. Ancak en büyük etkileri dölyatağının endometrium adı verilen dokusunda görülür.
Ayın farklı zamanlarında bir kadından endometrium parçaları alınırsa aralarında büyük değişiklikler olduğu görülecektir. Adetten hemen sonra dölyatağını kaplayan tabaka ince bir tabakadır. Buna karşılık iki adet dönemi arasında bu doku yeniden kalınlaşır. Adet kanaması sırasındaysa, doku parçalarının tam bir biçimi olmadığı ve kanla karıştığı görülür. Buradan da anlaşıldığına göre dölyatağındaki endometrium dokusu iki adet zamanı arasında bir dizi değişiklik geçirmektedir. Ve zaten tüm değişikliklerin olabilmesi için gerekli olan döneme adet dönemi denmektedir. Adetle birlikte endometrium dokusunun büyük bir bölümü parçalanır, ancak geriye kalan küçük bölüm hızla gelişerek eskisinin yerini alır. Söz konusu hızlı büyüme ve dokunun gelişmesi yüzünden adet döneminin bu bölümüne siyah dendiği de olur. Bu dönem adet süresinin yarısı kadardır. Adet döneminin ikinci yarısında alınan bir ömekte çeşitli salgı bezleri görüldüğünden bu döneme salgısal dönem adı verilir. Adet dönemi salgı döneminin sona ermesiyle birlikte biter. Kan da dölyatağı tabakasından tümüyle ayrılır.
Yumurtalıklar da bir dizi dönemsel değişiklik geçirirler. Yumurtalıkların yüzeyinde çok sayıda ve çeşitli boyutlarda küçük "kistler" vardır. Bunlara yumurtalık bezcikleri denir ve her biri bir yumurtacık (ovum) taşır. Adet döneminin ortasında ötekilerden daha büyük olan bir bezcik büyümeye başlar. Yumurtalığın yüzeyinde yer alan bu bezciğin çapı iki santimetre kadar büyüyebilir. Bezcik , döllenme amacıyla fallop kanalına yumurtacık bırakır. Adet döneminin sonraki aşamasında bezcik beyazımsı sarı renkteki hücrelerle dolar. Renginden dolayı bu oluşuma sarı organ (corpus luteum) adı verilir. Eğer yumurtacık döllenmişse sarı organ gebelik boyunca, doğuma kadar yumurtalıkta kalır. Eğer döllenmemişse ancak on gün kadar yaşayabilir.
Gelişen bezcikler, östrojen salgılarlar. Östrojen de endometriumun gelişip kalınlaşmasına yol açar. Gelişme döneminin sonunda bezcikler koparlar ve yumurtlama olayı gerçekleşir. Eğer döllenmiş yumurta kalınlaşma döneminde endometriumla temas ederse bu bölgeye yerleşmesi olanaksızlaşır. Böyle bir doku, yumurtacığın yerleşmesi için gerekli olan bir dizi değişikliğe uğrayamaz. Bununla birlikte yumurtacık fallop kanalından dölyatağına giderken (bu bir haftayı alır) endometrium sarı organın etkisi altına girer. Bu organ hem progesteron, hem de östrojen üreten bir salgı bezidir. Hormonların böylesine birlikte hareket etmeleri büyüyen endometriumun salgısal döneme geçmesini sağlar. İşte bu ikinci aşamada dölyatağı döllenmiş yumurtayı banndırabilecek özelliğe kavuşur. Döllenmiş yumurta yerleştikten sonra büyük bir olasılıkla sarı organ denilen corpus luteum'a hormonal mesajlar göndermektedir. Bu iletişim corpus luteum'un büyümesine ve daha büyük miktarda hormon salgılamasına yol açmaktadır. Bu mesaj gerçekleşmezse corpus luteum parçalanır. Bu durumda endometriuma hiç bir hormon ulaşmaz ve bu yüzden direnme gücü kaybolur. Böylelikle endometriumun büyük bir bölümü parçalanır. Bu arada adet dönemi akıntısı baş gösterir. Adet döneminin sona ermesiyle birlikte yumurtalıkta bir başka bezcik büyümeye başlar. Östrojen tekrar dölyatağı astarının kalıntılarını etkiler ve bir sonraki adet döneminin gelişme aşaması başlamış olur.
Ergenlik döneminden menopoza kadar tüm üretken yaşamı boyunca bir kadın sürekli olarak bu dönemlerden geçer. Bu dönemler yalnızca gebelik olayıyla birlikte kesilir ve eğer anne çocuğunu emzirirse doğumdan sonra birkaç ay daha adet görülmez. Doğum yapmamış bir kadının tüm cinsel olgunluk süresi boyunca dört yüz dolayında adet gördüğü sanılmaktadır. Bu sürenin uzunluğu kuşkusuz ergenlik yaşına bağlıdır. Ergenlik yaşının sürekli olarak düştüğü de bir başka gerçektir. Yirminci yüzyılda kızlar geçtiğimiz yüzyıla göre birkaç yaş önce adet görmektedirler. Adet dönemindeki ilk akıntının, kızların gebe olabilme yeteneğine kavuştuklan yaşlarda görülmesi koşul değildir. Örneğin ilk birkaç adet görmede yumurtacıkların bezciklerden ayrılmadığı sanılmaktadır. Bir başka deyişle ilk birkaç adette yumurtlama görülmez. Bu yaştaki kızlara cinsel ilişkinin tanındığı kimi toplumlarda, kızların gebe kaldığı çok ender görülmektedir.
Eğer adet görme düzenli biçimde sürüyor ve rahatsızlık vermiyorsa bu olayla ilgili bağnaz tepkiler çok daha az görülür. Ne var ki adetle ilgili düzensizlikler pek yaygın özellikte değildir. Bu düzensizlikler gövdenin başka bölümlerindeki bezlerde görülen düzensizliklere, gövdenin her bir hücresinde yer alan kalıtımsal kromozomlara, doğuştan olan eksikliklere bağlı olabilir. En yaygın düzensizlikler kadınların çoğunda adet dönemlerinde görülen gerilim ve bunalımlarla ilişkilidir. Adet sırasındaki akıntıyla ilgili ağrının da etkisi görülür. Yıllarca süren araştırmalara karşın bilim adamları kadınların adetle ilgili yakınmalarının nedenlerini tam olarak saptayamamışlardır. Adet döneminden önce de çoğu kadında gerilim, sıkıntı, başağrısı gibi rahatsızlıklar olur. Hastalarına düzenli adet görüp görmediğini soran doktorlar genellikle olumlu yanıt alırlar. Kadın da gerçekten düzenli aralıklarla adet gördüğünü sanmaktadır. Ancak gerçekte durum böyle değildir. Böyle bir şeyi öne süren kadın adet günlerini düzenli bir biçimde saptadığında yanıldığını görecektir. Her adet döneminin bir ya da iki gün bile olsa geç ya da erken başladığını görecektir.
Adet döneminin süreleri de kadından kadına değişir. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yönteminin ("ritm yöntemi") insanı yanıltmasının bir nedeni de budur.
Günümüzde dölyatağı fizyolojisi üstüne geniş bir bilgiye sahibiz. Bu yüzden adet dönemleri düzensiz, ağrılı ya da hiç gerçekleşmeyen kadınlarla ilgili olarak yapılacak çok şey var. Ama kesin olarak bilinen bir şey varsa o da normal süren adetlerin birden kesilmesinin en önemli nedeninin gebelik olduğudur.
Yumurtacığın döllenmesi ancak yumurtlama döneminde ya da bu döneme yakın bir zamanda cinsel ilişki gerçekleşirse olur. Doğum kontrolündeki tehlikesiz günler yöntemi de bu olaya dayanır. Spermler üreme alanında birkaç gün yaşayacaklarından iki adet arasında kalan üç haftanın birinci ve son haftaları yine de tam emin süreler değildir. Ne var ki pekçok çift bu süreleri emin kabul ederek cinsel birleşmeyi yeğlemektedirler.

Akraba Evliliği

| Posted in | Posted on

Akraba Evliliği

Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili olan DNA'yı içerir. DNA'nın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise Gen denir.

Herbir kromozomda binlerce gen vardır. Her gen, kromozom üzerinde özel bir yere sahiptir. Genler bir kuşaktan diğerine aktarılan kalıtsal birimlerdir.

Bazı hastalıkların ortaya çıkmasında sadece anneden veya babadan bozuk gen aktarılması yeterliyken, bazı hastalıklarda hem anneden hem de babadan bozuk olan genin alınması sonucu hastalık ortaya çıkar. Böyle bir durumda anne ve baba sağlıklı olabilirler, ancak bozuk gen taşımaktadırlar; yani tıp dilinde Heterozigot olarak adlandırdığımız durum söz konusudur. Hastalığın ortaya çıktığı çocuk ise Homozigot'tur yani her iki bozuk genide aldığı için hasta olmuştur. İşte bu kalıtıma Otozomal Resesif Kalıtım denmektedir. Otozomal resesif kalıtımda, aynı bozuk geni taşıyan anne ve babanın hasta çocuk sahibi olma ihtimali %25'tir.

Akraba evliliklerinde, hem annenin hem babanın aynı bozuk geni taşıma ihtimali, akraba evliliği yapmayan diğer kişilere oranla daha yüksek olduğu için, çocuğun da hasta doğma ihtimali, normal populasyona göre artmıştır. Bununla beraber, düşük ve ölü doğum ihtimali de artmıştır.

Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir. Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.

Akraba evliliği yapmış anne adaylarına tavsiyem, gebelikleri sırasında genetik danışma almaları olacaktır.

Andropoz nedir?

| Posted in | Posted on

İnsanlarda cinsel içgüdü diğer hayvanlara göre daha güçlü, cinsel yaşam daha yoğun ve süreklidir. Bazı yazarlar bunun insanın sinir sisteminin daha gelişmiş olmasından ileri geldiğini savunmaktadır. Bazılarına göreyse, insan cinselliğinin bu şiddeti, insanlarda anne, baba ve yakın akrabalarla cinsel ilişki kurulamaması gibi yasaklarla cinsel doyumun ertelenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Desmond Morris (Zoolog) gibi bazı araştırmacılarsa tam tersine, insanlarda çift ve aile yaşamının sürebilmesi ve karı koca ilişkilerinin doyurucu hale gelebilmesi için cinsel faaliyetin daha karmaşıklaşmak, zenginleşmek ve yoğunlaşmak zorunda kaldığını söylemektedir. Ama nedenleri ne olursa olsun, insan cinselliğindeki bu yoğunluğun onun anatomisinde, diğer hayvanlarda rastlanmayan çok belirli özelliklere yol açtığı doğrudur.
Bu özelliklerden ilk dikkat çekeni, kadın göğüsleridir. Kadın göğüslerindeki büyümenin cinsellikle değil, annelikle ilgili bir gelişme olduğu söylenir. Ne var ki, başka hayvanlarda ve insanlara en yakın maymunlarda; dişiler yavrularına yeterli miktarda süt verdikleri halde, memeleri insan dişisinde olduğu gibi büyük ve yuvarlak değildir. Bu nedenle, kadın memesine bütünüyle bir cinsel çekim öğesi, insanlar arası bir cinsel işaretleşme olarak bakılabilir. Cinsel uyarılma sırasında meme başlarının şişmesi ve dikleşmesi ve çoğu kadında da meme ucundaki koyu renkli dokunun (areola) daha da koyulaşması bu cinsel işaretleşmenin, bedensel dilin bir parçasıdır.
İnsanlarda kulak memeleri de aynı işleve sahiptir. Bu organın işitmeyle ilgili hiç bir görevi yoktur. Anatomistler , kulak memesinin yararı olmayan bir yağ dokusu olduğu görüşündedir. Bu organ. olsa olsa, insanların eskiden sahip olduğu büyük kulakların bir kalıntısı olarak görülmektedir. Ne var ki, insana en yakın hayvanlara bakıldığında buna benzer bir organa rastlanmamaktadır. Şempanzelerin ve gorillerin kulaklarının altı, başlarına yapışıktır. Gerçekte kulak memelerinin tek bir görevi vardır ve uygar toplumlarda egemen olmuş cinsellik karşıtı anlayış, bu görevin açıkça belirtilmesini önlemiştir. Cinsel uyarımların etkisiyle şişen, kızaran ve son derece duyarlı hale gelen kulak memesi, esas olarak bir haz merkezidir. Bir çok kadın ve erkeğin ancak kulak memesinin uyarılması sonucunda orgazma ulaştığı düşünülürse, bu yararsız gibi görünen organın işlevi daha iyi anlaşılır. Hayvanlarda görülmeyen o uzun süreli, yoğun sevişme kendine gerekli organları da oluşturmuştur.
İnsanlara özgü bir başka cinsel organ da dudaklardır. İnsan dudağı, diğer hayvanlardan oldukça farklı bir biçim taşır. Hiç bir hayvanın dudağı bizimkiler gibi dışa dönük değildir. Şempanze/er de zaman zaman dudak/anını ileri uzatıp dışa dönmektedir ama, onlar için bir somurtma ifadesidir bu. Dudakları normal olarak kapalıdır. Oysa insan dudağı sürekli olarak kıvrık ve dışa dönüktür; derisi, yüzün derisinden farklı olan bir mukozayla kaplıdır ve yüzün geri kalan kısmından hemen ayırdedilen kesin çizgili bir biçimi vardır. Bu belirgin biçim, dudakların bir görsel işaretleşme aracı olmasına yol açar. Ayrıca, dudağın çok hareketli bir organ oluşu ve böylece çeşitli duyguları ifade edebilmesi de, bu işaretleşmeyi kolaylaştırır. Bu açıdan, dudaklar cinsel uyarılma ve çekim sırasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Duyarlı mukoza, dudağın , burundan çok daha yoğun bir haz merkezi olmasını sağlarken, sürekli dışa dönük dudak yapısı da uzun süreli öpüşmeyi mümkün kılmaktadır. Buna karşılık, eğer insan dudağı da maymunların dudağı gibi kapalı olsaydı, öpüşmek için özel bir çaba harcanması ve ağız kaslarının sürekli gerilmesi gerekirdi. Bu da öpüşmeden alınacak hazzın azalmasına yol açardı.

Cinsellikte Bayanlara Öneri Ve Uyarılar

| Posted in | Posted on

Cinsellikte Bayanlara Öneri Ve Uyarılar

-Asla çok gerekmedikçe tampon kullanmayınız,ve gerekiyorsada 2-3 satten fazla vajinada tutmayınız.

- Denize ve havuza girerken tampon koyabilirsiniz vede koymanızı öneririz,ama 2-3 saati aşmamaya dikkat ediniz.

-Kokulu petler kullanmak,genital bölgeye deodorant ,parfüm sürmek bölgenin normal dengesini bozar

-Günlük iç çamaşırınızı ağ kısmı pamuklu olanlardan seçmeniz en sağlıklı tercihtir.

-Yeni partnerle cinsel ilişkiye girildiğinde,mutlaka prezarvatif kullanmak gerekir.Çünkü cinsel ilişkide kadının hastalık kapma riski erkeğe göre çok çok fazladır.

-Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanması temizlik değildir, o bölgedeki dengenin bozulmasını ve daha rahat mikrop kapmayı sağlar.

-Ağda, jilet gibi yöntemlerle temizlik sağlandığı düşünülebilir.Ancak alınarak açılan kıl kökleri genital bölgenin kolayca mikrop kapmaya elverişli hale gelmesine neden olur.Ayrıca uzun yıllar yapılan ağdalar nedeniyle kıl dönmeleri ve dış dudaklarda şekil bozuklukları oluşmaktadır.Bu nedenle gereken yerlerde makas veya makinayla tüylerin kısaltılması genital bölge için en sağlıklı temizlik yöntemidir.

-Bayanların en büyük sorunlarından biri de tuvaletten mikrop kapma korkusudur.Bilinenin aksine kalçaların nereye değdiği önemli değildir.Önemli olan idrar yapılırken alttan sıçrayan suyun genital bölgeye gelmesidir.Bunun için de hangi tür tuvalette ve nerede olursanız olun alttan sıçramayı önlemek için suyun üzerine tuvalet kağıdı koyarak mikrop kapmaktan korunabilirsiniz.

-Erkeklerin hissiz,sadece seks düşünen kişiler olduklarını düşünerek bunalıma girmeyin.ve onları oldukları gibi kabul edin .Hormonal ve fiziki durumundan dolayı partnerinizi suçlamayın .Aranızda olan sorunları partnerinizle seks yapmayarak,onu cezalandırarak çözemezsiniz.Onu cinsel yönden rahatlatmadan bırakmayın, yoksa bir rahatlatan mutlaka çıkar!!! Aksine bir davranışta onu kendinizden uzaklaştırır ve sorunları iyice çözümsüz hale getirirerek mutsuz olur ve mutsuz edersiniz.

-Kadın olmak özelliktir, siz özelsiniz, bununla gurur duyun, kendinizden, bedeninizden ve cinsel isteklerinizden utanmayın, ve unutmayınız ki etrafınızdaki herkes cinsellik sonucunda dünyaya gelmiştir.
Kadın olmakla gurur duyun, siz kendinizi nasıl hissederseniz başkalarıda sizi öyle görecektir.

-Düzenli olarak jinekolojik muayenenizi yaptırın.İdeali şikayetiniz olmasa dahi 6 ayda bir muayene olmaktır.Ayrıca erken teşhis ve tedavi için çok önemli olan pap smear (rahim ağzı kanseri için kontrol testi) testinizi ve göğüs kanseri için gerekli olan muayenenizi yaptırmayı ihmal etmeyin.


-Doktorunuzun öğrettiği şekilde iki adet dönemi arasında kendiniz de göğüs muayenenizi yapınız.Unutmayın erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

-Başkalarının,etrafınızdaki insanların değil doktorunuzun dediklerine ve önerdiklerine uyun.Çünkü her insanın bünyesi farklıdır ve bir insanda sonuç alınabilen bir tedavi yada yöntem bir başka insanda zarar verebilir.

-En ufak sıkıntınızda doktora danışmaktan çekinmeyin,hastalıktan değil geç kalmaktan korkun.

-Eğer doktorunuz uygun görüp vermişse ilaç kullanmaktan korkmayın ve önerilen şekilde düzgün kullanın ,kendinize göre değiştirmeyin, fayda almaktan çok zarar görürsünüz.

-Bayan olarak yaşadığınız veya çevreniz tarafından size yaşatılan sıkıntı ve sorunları ve hissettiklerinizi unutmayınız ve yaşadığınız sorunları kızlarınızında yaşamaması için onları anlayıp destek olunuz, bilgilendiriniz, yaşanıp geçen çabuk unutulur çünkü.

-Mutlu olmak için sağlıklı düşünün, insanları sevin ve güvenin

Birlikte Orgazm aynı anda boşalmak

| Posted in | Posted on

Birlikte Orgazm aynı anda boşalmak
::::::::::::::::::::::::

Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.

Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.

Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize.

Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.

Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.

Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.

Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.

Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.

İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar

Biseksüalite nedir

| Posted in | Posted on

Biseksüalite nedir
::::::::::::::::::::::::

Doğduğumuz anda, bedensel cinsiyetimiz bellidir. Çok nadir görülen hermafrodizm dışında, bütün çocuklar kız ya da erkek cinsel organları ile doğarlar. Yaşamın ilk üç yılı içinde, kişinin kendini hangi cinsiyete ait hissettiği, yani cinsel kimliği belirlenir. İnsanların büyük çoğunluğunun cinsel kimliği, bedensel cinsiyeti ile uyumludur. Cinsel kimliğin, bedensel cinsiyete uygunsuz olarak belirlendiği nadir durumlarda Transseksüalite'den söz ederiz.

Cinsel gelişimde, bedensel cinsiyet ve cinsel kimliği izleyen aşama, ergenlik döneminde belirmeye başlayan cinsel yönelimdir. Bir kişi yalnızca karşı cinse eğilim duyuyorsa heteroseksüaliteden, yalnızca kendi cinsinden kişilere cinsel ilgi duyuyorsa eşcinsellikten, her iki cinsten kişilere ilgi duyuyorsa biseksüaliteden söz ederiz.

Bu üç cinsel yönelim biçiminin her üçü de normal durumlardır, yalnızca görülme sıklıkları farklıdır. İnsanların çoğunun cinsel yönelimi heteroseksüeldir, eşcinsel ve biseksüel bireylere daha az rastlanır.

Heteroseksüel, eşcinsel veya biseksüel erkeklerin, bedensel cinsiyetleri de cinsel kimlikleri de erkektir. Aynı şekilde heteroseksüel, eşcinsel ya da biseksüel kadınların da, bedensel cinsiyetleri ve cinsel kimlikleri kadındır.

Cinsel yönelim, kişinin kendini hangi cinse ait hissettiğini değil, hangi cinsten kişilere cinsel ilgi duyduğunu gösterir. Eşcinsel erkekler kendilerini kadın gibi ya da eşcinsel kadınlar kendilerini erkek gibi hissetmezler. Eşcinsel kadın ve erkeklerin bedensel cinsiyetlerine herhangi bir itirazları yoktur, yalnızca aynı cinsten bireylerle cinsel ilişki kurmak isterler.

Biseksüel kadın ve erkeklerin de, bedensel cinsiyetleri ile cinsel kimlikleri uyumludur, her iki cinsten bireylere cinsel ilgi duyabilirler. Biseksüel bir erkek, kendini erkek hisseder, hem kadınlara hem erkeklere cinsel ilgi duyabilir. Biseksüel bir erkek, hem heteroseksüel kadınlarla hem de eşcinsel erkeklerle cinsel ilişki kurabilir. Ama heteroseksüel erkeklerle ve eşcinsel kadınlarla cinsel ilişki kuramaz.

Aynı şekilde, biseksüel bir kadın da, kendini kadın hisseder, hem heteroseksüel erkeklerle, hem de eşcinsel kadınlarla cinsel ilişki kurabilir. Ama heteroseksüel kadınlarla ve eşcinsel erkeklerle cinsel ilişki kuramaz. Yani biseksüel bir kişinin karşı cinsten cinsel eşleri genellikle heteroseksüel, kendi cinsinden cinsel eşleri ise genellikle eşcinseldir. Elbette biseksüel kişinin hem kendi cinsinden hem karşı cinsten eşlerinin de biseksüel olması mümkündür. Ama biseksüel birinin hem heteroseksüel hem eşcinsel olduğunu düşünürsek, cinsel eşlerinin cinsel yönelimi üç biçimden her biri olabilir.

Toplumda en yaygın olanın tek normal durum sayılması, tamamen ön yargıların sonucudur. Cinsel yönelim biçimlerinden heteroseksüalite, en sık görülen olmakla birlikte tek normal durum değildir.

Daha az görülen birçok özellik gibi eşcinsellik de toplumda dışlanma nedeni olabilmektedir. Eşcinsellikle ilgili önyargılar, homofobi toplumda çok yaygındır. Cinsel yönelim konusunda, cinselliğin birçok alanında olduğu gibi, belki daha da fazla kavram kargaşası hüküm sürmektedir. Bu kavram kargaşasından ve homofobiden elbette biseksüel bireyler de etkilenmektedir.

Toplumun eşcinselliği dışlayan tutumu nedeniyle, birçok kişinin biseksüel cinsel yönelimini bastırdığını, yalnızca karşı cinsten kişilerle heteroseksüel ilişkiler kurarken, kendi cinsinden bireylerle eşcinsel ilişkiler kurmadığını düşünebiliriz. Yalnızca kendi cinsinden kişilere cinsel ilgi duyan bir eşcinsel bireyin, bu ilgiyi bastırması cinsel yaşamının olmaması anlamına gelir. Çünkü eşcinseller karşı cinsten bireylere cinsel ilgi duyamaz ve doyumlu bir cinsel ilişki de kuramazlar.

Ama her iki cinse de ilgi duyabilen biseksüeller, cinselliklerinin bir bölümünü bastırdıklarında da, diğer bölümde doyumlu ilişkiler kurup, sürdürebilirler. Toplumlarda homofobi azaldıkça, biseksüel kişilerin de artması beklenebilir.

Cinsellikte Performans Saplantısı

| Posted in | Posted on

Modern toplumlarda insan cinselliği üzerindeki baskılar sadece dar anlamda kısıtlayıcı yönde değildir; görünüşte özgür bir cinselliğe karşı olmayan bazı tutum ve davranışlar da doyurucu bir cinsel yaşamı engelleyebilir. Kadın ve erkekleri cinsel ilişkilerinde değişmez rollere iten, kısıtlayıcı bir cinsellik anlayışı, özellikle son yılların cinsel özgürleşmesiyle birlikte etkisini göstermektedir. Cinsel tutukluğa yol açan etkenlerden biri, reddedilme korkusudur. Bazı erkekler, eşleriyle birlikteyken penislerinin hemen sertleşmeyeceğinden veya orgazmlarını tutamayacaklarından endişelenirler. Bazıları da, eşlerine yeterince zevk verecek cinsel "teknikleri" iyi bilmedikleri için tasalanırlar. Kadınlar da cinsel ilişkide kötü bir "performans" gösterdiklerinden, örneğin eşleri kadar çabuk orgazm olamadıkları için onları tatmin edememekten çekinirler. Bazıları, fiziksel görünüşlerinin yeterince çekici olmadığını, göğüslerinin çok küçük, bacaklarının fazla kısa olduğunu düşüııürler. Kişinin kendini cinsel hazza bırakacağı yerde bu türden bir gerilim içine girmesi, sürekli olarak kendini yargılaması, cinsel arzuyu öldürür. Birbirini seven, birbirine önem veren ama çok deneyli olmayan iki eşin ilk gecelerinden karışık, tatsız duygularla ayrılmalarının nedeni de tamamen bu türden bir "performans" kaygısıdır. Oysa doyurucu bir cinsellikte önemli olan, şu ya da bu tekniğin uygulanması, vücudun şu ya da bu noktasının çekici olup olmaması değil, iki eşin de kendilerini içlerinden gelen arzulara bırakabilmeleridir.
Son otuz yılın cinsel özgürleşme hareketinin çelişik etkileri olmuştur. Bir yandan utangaçlık gibi daha eski cinsel sınırlanmalar etkisini azaltmış, ama bir yandan da cinselliğin standartlaşmasına, kalıplaşmasına yol açmıştır. Yaşadığımız yarışmacı toplumlar, sevişmeyi çok belirli cinsel birleşme tekniklerine indirgemekte ve bu teknikleri en ustaca uygulayan kişileri de ideal dişi veya erkek ilan etmektedir. "Bütün Kadınları Tatmin Etme Usülleri", "Cinsel Teknik"gibi adlar taşıyan yüzlerce yayın bu standartlaşmanın göstergesidir.
Bu kalıplaşmanın cinsellik üzerindeki etkisi üç noktada toplanabilir: birincisi, ilişkide erkek inisiyatifinin abartılmasıdır. Kendisinden hep aktif bir rol beklenen, sevişmeyi başlatması ve baskın durumda olması istenen bir erkek, hep aynı "performans" düzeyini tutturamadığını görünce, kendi cinsel gücünden kuşkuya kapılabilir. Hele cinsellikle ilgili bazı iç yasaklar ve sıkıntılar taşıyorsa, bu kuşku giderek büsbütün cinsel ilişkiden soğuma haline gelebilir. Sonuçta cinsel tepkilerini ya bütünüyle ya da kısmen yitirebilir: bilinen deyimiyle. iktidarsızlaşabilir. İlişkide inisiyatifi ele almanın kadınca olmadığına inandırılmış bir kadın da, sevişme sırasında kendisini fazlaca sınırladığında aynı sorunla karşılaşır: bu yapay pasiflik onu öyle doyumsuz bırakır ki, cinsel ilişkiden hiçbir tat almaz olur: soğuklaşır.
Modern cinselliğin ikinci bir saplantısı; sevişmenin diğer biçim ve yönlerini ihmal etme pahasına "çiftleşme"nin aşırı vurgulanmasıdır. Sadece erkek ve kadın üreme organlarının birleşmesine indirgenmiş bir cinsellik bedenin diğer erojen bölgelerinin duyarlığının yokolmasına yolaçabilir ki, bu da cinsel hazzın sınırlanmasına ve doyum olanağının azalmasına neden olur. Üçüncü olarak, modern cinsellikte orgazm, mutlak bir zorunluluk olarak görülmektedir. Cinsel ilişkiye mutlaka orgazma ulaşma düşüncesiyle yaklaşılması, sevişmeyi başlı başına bir amaç olmaktan çıkarıp bir başka amaca ,orgazma erişmenin en kısa yolu haline getirmektedir. Bu da sevişme ve cinsel haz süresini kısalttığı gibi, erken boşalma gibi sorunlara da neden olmaktadır. Başka bir deyişle, cinsellik bir "iş" haline gelmekte, kişisel başarı ya da başarısızlığın ölçüleceği bir sınav alanına dönüşmektedir.
Cinsel ilişkinin böyle standartlaştırılması, belirli reçetelere bağlanması, insanların cinsel tepkilerinin zayıflamasına ve arzularının azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, cinsel terapistler, eşlerin sevişme sırasında daha değişik yöntemler uygulamasını, orgazm olmak için kendilerini zorlamamalarını ve hatta bir süre orgazmdan kaçınıp sadece aşk oyunlarıyla yetinmelerini önermektedirler.

Cinsel Terapi nasıl olur ?

| Posted in | Posted on

Cinsel Terapi nasıl olur

Cinsel sorunları olan insanlar, sorunu oluruna bırakmanın dışında, birkaç belli başlı tedavi yoluna başvurabilirler. Bunlar ilaç, psikolojik ve tıbbi danışma, daha yoğun ve sistemli psikoterapi, "vekil" tedavisi ve kadın ve erkeklerin topluca cinsel sorunları bütün boyutlarıyla araştırdıkları tartışma gruplarıdır. İlaç, cinsel sorunlarda bugün bile en çok kullanılan tedavi yöntemidir. Hekimler, iktidarsızlık ya da orgazm güçlüğü gibi cinsel sorunları olan insanlara endişe ve korku duygularını yenebilmeleri için trankilizanlar ve sedatif ilaçlar vermekte ya da cinsel tepkileri olumsuz yönden etkileyen depresyon durumlarına karşı antidepresanlar önermektedir. İlacın, yüzde 95 ruhsal nedenlerden kaynaklanan soğukluk ve güçsüzlük gibi sorunlara iyi geldiği konusunda bugüne kadar hiçbir tıbbi kanıt elde edilmiş değildir. Ancak, cinsel tepkiyi etkileyen alkolizm gibi bir fiziksel rahatsızlık varsa, o zaman olumlu bir etki yapabilirler. Çoğu insan, ilk aşırı heyecan ve korkularını, ilaç yerine bir-iki kadeh içki alarak veya tanışma dönemini biraz uzatarak yenme yoluna gitmektedir ki, bu daha akla yakın bir yöntemdir. Daha gelenekçi ve özellikle kırsal kökenli toplum kesimlerinde, ilaç olarak "padişah macunu" türünden maddeler kullanılagelmiştir. Bunun, iktidarsızlık sorununa iyi geldiği söylenmektedir. Padişah macunu ve benzerlerinde yoğun miktarda bulunan baharat türü maddeler, sinirler üzerindeki uyarıcı etkileriyle cinsel arzuyu kamçılayabilirler; ama bunların etkisi, zaten herhangi bir cinsel sorunu olmayan kişilerle sınırlıdır. Eğer sorun ruhsal bir karmaşadan kaynaklanıyorsa, bu türden uyarıcılar bir sonuç vermez. Psikoterapi ise bazı insanların cinsel sorunlarını ve bunların temelinde yatan kişisel deneyleri anlamalarını ve bu şekilde bu insanların kendi kendilerine yardımcı olmalarını sağlar. Psikoterapi, giderek daha çok hastanın başvurduğu bir yöntemdir. Ancak, psikoterapinin sonuçları görece uzun bir dönemde alındığı için bazı hastalarca kuşkuyla karşılanmaktadır. Psikolojik danışma ise, psikoterapinin daha az sistematik olan bir biçimidir ve onun gibi, insanların kendi sorunlarının kaynağına inmelerini sağlayabilir. Psikoterapi, danışma ve bedensel teması içermeyen bütün diğer cinsel terapi biçimlerine yöneltilen eleştiri, bunların "suya girmeden yüzme öğrenilebileceği" varsayımından hareket ediyor olmalarıdır. İnsanın cinsel sorunlarını analiz etmesi, her zaman bu sorunları çözdüğü anlamına gelmeyebilir. Sorunlar esas olarak fiili cinsel ilişki içinde çözümlenir. Bu eleştiri, özellikle Masters ve Johnson gibi fiziksel cinsel terapi yöntemini benimsemiş uzmanlarca geliştirilmiştir. ABD'de Masters ve Johnson, İngiltere' de ise Martin Cole tarafından ortaya atılan uygulamalı bedensel cinsel terapi, psikoterapinin ve özellikle Freud'un psikanaliz okulunun aşırı teorik bulunan tedavi yöntemlerine bir tepki olarak doğmuştur. Kendisi de eski psikanalist Wilhelm Reich' ın orgazm teorisinden çokça yararlanmasına rağmen Masters ve Johnson'un başlattığı terapi sistemi, sorunun ruhsal ve insani kaynaklarına inmeye çalışmadan, dış belirtileri giderme yoluna gitmektedir. Ömeğin iktidarsız bir erkekte, buna neden olan ruhsal süreçleri bir yana bırakarak, penisin sertleşmesini ve orgazma ulaşılmasını sağlayacak egzersizler uygulamak, Masters ve Johnson'un geliştirdiği bir yöntemdir. Bu yaklaşımda, bütün insan davranışlarının öğrenilmiş, sonradan edinilmiş davranışlar olduğu, ve tıpkı öğrenildikleri gibi "unutulup" bir yana da atılabilecekleri varsayılmaktadır. İstenilmeyen bir davranış, örneğin kadında nemlenme ya da orgazm eksikliği, tıpkı boyun ya da bel tutulmasının fizyoterapi yoluyla giderilmesi gibi giderilecek ve yerini daha doyurucu, istenilen bir davranışa bırakacaktır. Bu tür terapi, esas olarak, genellikle iki - üç haftalık bir programdan oluşmaktadır. Bu programda, terapist, hastanın bir eşle ağır ağır gelişen, yumuşak, zorlamadan kaçınan ama belli aşamalardan sırayla geçen bir cinsel ilişki kurmasını sağlamaktadır. Erken boşalma ile ilgili egzersiz, bu programın en çok uygulanan örneğidir. Terapist, bu uygulama sırasında terapiye katılan eşin, hastanın doğal, her zamanki eşi olmasını yeğlemektedir: bu, egzersizlerin daha doğal bir hava içinde geçmesini sağlayacaktır. Ama bu mümkün olmadığında, "vekil tedavisi" yöntemi uygulanmaktadır. Burada, eşin yerini tutan bir "vekil", cinsel eş olarak hastayla fiziksel birleşmeye kadar varan bir programa katılmaktadır. Bu tür terapi yöntemlerinin özellikle erkeklerde erken boşalma, kadınlarda orgazm eksikliği sorunlarında başarılı sonuçlar verdiği bilinmektedir. Masters ve Johnson'un 10 yıllık bir çalışma süresi içinde kendilerine başvuran 342 kadından 276'sının orgazm sorunlarından kurtulduğu bildirilmiştir. Bu 342 kadından 196'sı, hiçbir zaman orgazma ulaşamayan "temel soğukluk" sınıfına girmektedir. Masters ve Johnson'un terapi sisteminde erkekler için geçerli olan ilke ve yöntemler kadınlar için de geçerlidir. Her cinsel sorun, kişilere göre önemli özellikler ve farklılıklar gösterdiği için, her terapi programının da özel olarak planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte, temel ilke, eşler arasında gerekli rahatlık, gevşeme ve mahremiyet sağladıktan sonra, aşamalı bir bedensel temas yoluyla vücudun çeşitli yerlerini cinsel duyarlığını geliştirmek olarak özetlenebilmektedir. Orgazm olanaksızlığından yakınan bir kadın için aşağı yukarı şöyle bir program önerilecektir: önce eşler zorlayıcı olmayan, rahat bir hava içinde birbirlerine dokunacak ve okşayacaklardır. Bu, çifte birbirlerinin erojen bölgelerini keşfetme ve cinsel birleşme "görevini" yerine getirme zorunluluğunu duymaksızın haz duyma olanağı verecektir. Bu sırada, erkek de kadın da duydukları zevki artırmak için eşlerine ne yapması, nerelerine dokunması gerektiğini yumuşakça gösterebilirler. Bunun yanısıra, kadının cinsellikle pasaklılığı eşitleyen duygularını gidermek amacıyla, dokunma ve okşama sırasında bir vücut kremi de kullanılabilir. Böyle birkaç günden sonra, kadının cinsel organlarının uyarılmasına geçilebilir. Bunun en iyi yolu, erkeğin sırtını bir yere dayayarak oturması, bacaklarını açması ve kadının da yine bacaklarını açarak ve sırtını erkeğin göğsüne dayayarak oturmasıdır. Bu şekilde, kadın erkekle göz göze gelmeyeceği için kendini cinsel duygularına rahatça bırakma olanağına sahip olacaktır. Erkek de kadına arkadan güven verici bir şekilde sarılacak ve göğüsleriyle vulva bölgesini okşayacaktır. Kadın, bu durumda, erkeğin elini, kendisine zevk veren yerlerine yöneltebilir. Burada önemli olan, kadının dölyolu nemlenmeden klitoris başına dokunulmamasıdır; bunun için erkek yumuşak bir biçimde genel klitoris bölgesini ve dölyolu ağzını elleyecektir. Bu, kadına haz verdiği sürece dölyolundan meydana gelen nemlenme giderek klitoris başının da gerginliğini azaltacaktır. Ancak, her iki eşin de orgazm için çabalamaması, kendilerini o anın haz duygularına bırakmaları zorunludur. Bunu bir kaç kez denedikten sonra, sıra cinsel birleşmeye gelir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının onun üzerine oturarak penisini içine alması biçiminde olacaktır. Ama penis, vajinaya girdikten sonra, bu duyguya alışmak için kadının bir süre hareketsiz kalması gerekir. Bir kaç dakika sonra, çok yavaşça kıpırdamaya başlayacaktır; bunun amacı, kadının kendi duygularını yoklaması ve yavaş yavaş zevk almayı öğrenmesidir. Bir süre sonra, erkek de hafifçe itme ve sürtme hareketlerine başlayabilir. Amaç orgazm değil, zevk almak olarak kalmalıdır. Eğer kadın birdenbire orgazma ulaşırsa, bu hoş bir sürpriz olarak kabul edilmelidir. Bu egzersiz, kadın için de erkek için de fazla zorlayıcı bir duruma geldiğinde mutlaka ara verilmeli ve eşler birbirlerine sarılarak gevşemelidirler. Bir süre sonra yeniden uyarım ve birleşmeye geçebilirler. Bu pozisyona alıştıktan ve serbestçe zevk almaya başladıktan sonra, diğer pozisyonları deneyebilirler. Bu noktada, önce yüzleri birbirlerine dönük olmak üzere yan yatma pozisyonunu tercih etmeleri yerinde olur. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da, erkeğin kendi cinsel tepkilerini ve en başta boşalmasını bir süre için kontrol edebilmesidir.
ABD ve İngiltere'deki uygulamalarında Masters ve Johnson sistemi çoğu zaman olumlu sonuçlar verdiği halde belli eleştirilere uğramaktadır. Bunlardan en önemlisi, hastalığın çocuklukta yatan ruhsal kökenine inmeyi reddettiği için gerçek bir iyileşme sağlayamadığıdır. Hastalığın kaynağı ve kendisi giderilmemekte, sadece kişinin cinsel tepkilerini engellememesi sağlanmaktadır. Ancak bu da kişinin ruhsal bakımdan sağlıklı biri gibi cinsel ilişkiden tam bir haz almasını değil, sadece penisin sertleşmesi, vajinanın nemlenmesi ve boşalma gibi cinsel işlevlerin yerine getirilmesi sağlanmaktadır. Bu nedenle, herhangi bir ruhsal sarsıntı durumunda, giderilmiş gözüken sorunlar yine ortaya çıkabilmektedir. Bu eleştiriye Masters ve Johnson okulunun yanıtı ise, cinsel sorunun ardında yatan psikolojik rahatsızlığın da onunla birlikte giderildiği yolundadır. Çoğu zaman, cinsel sorun, ruhsal sarsıntının sonucu değil, nedenidir.

Cinsel Uyarıcı Maddeler baştan çıkaran maddeler

| Posted in | Posted on

Cinsel Uyarıcı Maddeler baştan çıkaran maddeler

Vücuda dışarıdan alınan ilaç, hormon ve bir takım maddelerin cinsel davranışlar üzerinde belli uyarıcı etkileri olabilir. Bazı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği ya da hazı değiştirebilirken başkaları, sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırır. Ancak bu gibi maddelerin çoğunluğu ne yazık ki cinsel istek ve duyumları çoğaltmaktan çok azaltma yönünde etki yaparlar.
Cinsel uyarı olarak bilinen maddelerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerine etki yaparlar. Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar. Ayrıca birtakım ilaç ya da maddeler sarhoşluk, gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar. Uyarıcı maddelerin hangi koşullar içinde alındığı da etki açısından önem taşır. Buna en iyi örnek LSD kullananların durumunda görülür. LSD, genellikle cinsel isteği yok edici olarak bilindiği halde bu maddeyi erotik bir ortamda alan ya da maddenin bu özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi uman bireylerde bu tür beklentiler doğrultusunda cinsel isteğin arttığı görülmüştür.
Cinsel uyarıcıların erkekler üzerindeki etkileri günümüzde oldukça iyi bilinmekte, buna karşılık kadınların çoğunun maddelere gösterdikleri tepkiler, erkeklerinkine benzer olması tahmin edilerek değerlendirilmektedir. Bunun nedeni, cinsel tepkilerin erkek bedeninde çok daha rahatlıkla ölçülebilir olmasıdır. Bu konuda pek çok araştırma yapılmakla birlikte cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır. Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal maddeden söz etmek henüz mümkün değildir. Halk arasında özellikle yaygın inanışlara konu olan adamotu, aslan perisi tozu, gergedan boynuzu gibi etkili olduğu sanılan afrodizyaklardan başka cinsel uyarıcı nitelikleriyle tanınan maddeler ;

Alkol. Alkol, beynin merkezleri üzerinde etki yapan bir maddedir ve tarih
boyunca cinsel etkinliği arttırdığı düşünülmüştür. Gerçekte alkol beynin korku ve endişe ile ilgili merkezlerini uyuşturur. Bundan dolayı kişiyi yürekli kılar. Fakat yüksek dozlarda, tanıma ve bilinç işlevlerini sekteye uğratır. En had durumdaysa felç benzeri bir sonuç yaratarak kişiyi tamamıyla duyarsızlaştırır. Shakespeare'in deyişiyle: "İstekleri kışkırtır, fakat etkinliği götürür". Özellikle erkeklerde ciddi alkoliklik sorunu olan kişilerin tamamıyla cinsel iktidarlarını yitirdikleri görülür.

"Barbiturat" deyimiyle anlaşılan yatıştırıcı, sakinleştirici ilaçların etkisi de aynen alkole benzer. Bunlar beynin cinsellikle ilgili merkezlerini uyarmazlar, fakat az bir dozda alındıklarında kişiyi kaygılarından ve çekingenlikten kurtardıkları gibi, doz biraz fazlalaştıkça cinsellik de dahil olmak üzere tüm davranışları kısıtlarlar.


Esrar ve Halusinojen maddeler.Halusinojen madde olarak sınıflandırılanlardan LSD, bilinçte ve algılamada çok güçlü değişimler oluşturur. Dolayısıyla cinsel davranışları da etkiler. Kişilerin LSD maddesinin etkisi altındayken yapılan cinsel birleşmeyi "erotik" olarak algıladıkları, ve bütün bu yaşantıyı "ilginç" buldukları gözlenmiştir. Genellikle LSD maddesi bedende kişiden kişiye pek çok farklılıklar içeren tepkiler oluşturur. Fakat kesin olan şudur ki, bu madde insanın erotik duyumlarını pek çok başka duyum ve düşüncelerle birlikte algılamasına yol açar ve cinsel olayı bir uzaklıktan yaşamasına neden olur.
Esrar,çok daha hafif ölçüde halusinojen bir maddedir. Erotik uyarıcılığı konusunda varılmış kesin bir sonuç olmamakla birlikte birkaç esrar sigarasının cinsel yaşantıya yoğunluk kazandırdığını bildirenler çoktur. Bunlar hafif dozda esrarın kendilerini daha duyumsal, daha tepkisel ve cinselliğe daha yatkın hale getirdiklerini söylerler. Bu konuda ve özellikle esrarın adale kasılmaları üzerindeki etkisiyle ilgili olarak araştırmalar yapılmaktadır. Esrarın genellikle kişiyi alkol gibi rahatlatarak erotik duyarlılığını arttırdığı görüşü egemendir.


Amfetamin. Amfetamin, beyin üzerinde etkili bir madde olup cinsel uyarıcı olarak da kabul edilir. Alışkanlığa yol açabilen bu madde özellikle batı toplumlarında yaygın bir şekilde cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Öte yandan ciddi bir amfetamin ahşkanlığına kurban olan kişilerin ruhsal bozukluk içine düştükleri ve dolayısıyla cinsellikle ilgilerinin kalmadığı bir gerçektir.
Kokain. Kokain kullananlar, bu maddenin etkisi altındayken cinsel birleşmenin olağanüstü tatlı bir zevk olduğunu ileri sürerler. Yine bu durumda da çok ciddi bir bedensel alışkanlık oluştuğunda kokain isteği, kişinin cinsel isteğini öldürerek onun yerini almaktadır. Amfetamin gibi kokain kullanımı da ilk başlarda kişide genel bir libido çoğalmasına yol açmakta, cinsel isteğin artışına koşut olarak da cinsel etkinlik derecesi yükselmektedir. Ayrıca, bu etkilerin saptanmasında maddenin damardan alınışının da etkiyi çoğaltan bir etmen olduğu görülür. Fakat maddenin kullanımı alışkanlık düzeyine vardıktan sonra libidoda genel bir düşüş izlenmeye başlanır.
Androjen. Androjenin hem cinsellik organlarını etkileyen sinirler üzerinde hem de beynin cinsellik merkezleri üzerinde etkisi vardır. Bu, aynı zamanda bilinci değiştirmeksizin ve libido artışının değerini sıfıra indiren başka yan etkiler oluşturmaksızın cinsel güdüyü uyandıran tek maddedir. Androjen erkeklerde ve kadınlarda davranış bozukluklarına yol açmadan cinsel istek ve etkinliği artırır. Bedende androjen noksanlığından kaynaklanan iktidarsızlık sorununa çözüm getirir. Fakat böyle bir noksanlık söz konusu olmadan alındığında androjen farklı etkiler oluşturabilir. Bazı erkeklerde testosteron şeklinde alınan androjen belli sınırlar içinde libidoyu çoğaltır. Testosteron verilen kadınların cinsel güdülerinde de artış görülür. Bu afrodizyak etkisinden dolayı androjen iktidarsızlık durumlarında bazan ilaç olarak önerilir. Tek sakıncası, bir takım yan etkilere yol açabilmesidir. Örneğin kadınlarda aşırı kullanmanın, sivilceler gibi tepkilere, erkeklerdeyse prostat kanserine neden olduğu izlenmiştir.
Kantarid, idrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir. Amil nitrit olarak bilinen ikinci madde ise damar açıcı bir ilaç olup, cinsel organlardaki kan dolaşımını artırmakta, böylece cinsel heyecanı etkilemektedir. Fakat bu ilacın cinsel birleşme sırasında kullanımı yine tehlikeli sonuçlar doğurup ölüme bile neden olabilmektedir.
Bu türden sentetik maddelerin dışında, doğrudan doğruya hayvanlarda ya da bitkilerden elde edilen bazı geleneksel afrodizyaklar da bulunmaktadır. Bunlar, çok eskiden beri geleneksel toplumlarda cinsel isteği arttırmak amacıyla kullanılan ama kesin etkileri konusunda bilimsel bir kanıt bulunmayan maddelerdir:
Saparna. Bu bitkinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır.
Çadıruşağı otu. Bu çok kötü kokulu ve sadece Asya'da yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.
Ginseng. Çin'de binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan bu ot son yıllarda Batı'da çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyancı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng'in afrodizyak etkileri olduğunu ileri sürenler de vardır.
Meyan kökü. Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir. Meyan kökünün kimyasal yapısıyla cinsiyet hormonları arasında bir benzerliğin bulunduğu saptanmıştır.
Rezene. En eski afrodizyak maddelerden biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur.
Polen. Genel bir canlılık ve enerji kaynağı olarak yararları hekimlerce de kabul edilen polen (çicek tozu) erkeklerde prostat bozukluklarını, kadınlardaysa menapoz sorunlarını çözümlemek için kullanılır. Polenin yapısı incelendiğinde, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonlarını içerdiği görülmüştür. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır.
Yohimbin. Bu, Afrika'da yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır.
Adamotu. Bu bitkinin kökünün de afrodizyak nitelikte olduğu öne sürülmektedir. Ortaçağda, adamotundan yapılma kemerler, iktidarsızlığı gidermesi amacıyla erkeklerin beline bağlanırdı.
E vitamini. Bu vitamin son yıllarda bir afrodizyak olarak sunulmuşsa da insanın cinsel yaşamı üzerindeki etkisi hakkında herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Ancak, E vitamininin eksikliği, kısırlığa ve cinsel güçsüzlüğe yol açabilmektedir. Buna karşılık E vitamini fazlalığının cinsel isteği arttırdığı yolunda bir kanıt yoktur.
Yiyecekler. Eskiden beri çeşitli toplumlarda değişik yiyeceklerin afrodizyak etkisi olduğu düşünülür. Sığır eti, yumurta ve özellikle yumurta sarısı, soğan ve istiridye bunların başında gelir. Çoğu zaman erkek hayvanların ve özellikle boğaların erbezleri de bir afrodizyak olarak görülür. Bunlar cinsiyet hormonları içerdiği için belli bir etki yapabilirler, ama bu hormonlar büyük bir olasılıkla sindirim sırasında midede tahrip olmakta ve kana karışamamaktadır.
Gergedan boynuzu. Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir maddedir.
Testosteron. İnsan vücudunda üretilen en önemli erkek cinsiyet hormonudur.
Erkek ve kadınlarda cinsel arzu bu hormona bağlıdır. Bu hormon kadınlara da verilebilmekte, ama çok uzun süre kullanıldığı takdirde kadında bıyık ve kalın ses gibi erkek özelliklerinin belirmesine neden olmaktadır. Testosteron, çoğu ülkelerde ancak reçeteyle satılabilmektedir.
Padişah macunu. Çok sayıda otun ve baharatın karışımından elde edilen bir macun. Belli bir enerji vermesi ve özellikle de içindeki baharatın idrar yollarını ve idrar torbasını güçlü bir biçimde uyarması nedeniyle cinsel organların da uyarılmasını sağladığı bilinmektedir. Ancak sindirim sistemine ve mideye de zararlı olan bu maddenin aşırı tüketimi, gastrit ve ülsere yol açmaktadır

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?
Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.

İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?

| Posted in | Posted on

İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?
Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?
Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.

Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?

| Posted in | Posted on

Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?
Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

Mastürbasyon kızlık zarını bozar mı, Bekareti bozar mı

| Posted in | Posted on

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?
Hayır. Vajina içine birşey sokmaya teşebbüs edilmediği taktirde mastürbasyon ile kızlık bozulmaz

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi? Kendini tamir eder mi

| Posted in | Posted on

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?
Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.

kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?
Bu ancak muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları ayırarak kızlık zarını gözler. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak deneyim gerektirir. Bazı durumlarda jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Özellikle doğal çentik bulunan hymen varlığında karar vermek güç olabilir

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
Evet. Zar yapısı uygun olan kişilerde hymen yapısına zarar vermeden spekulum incelemesi hatta kürtaj dahi yapılabilir. Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür alınabilir

Kızlık zarı tamir edilebilir mi? Kızlık Zarı Dikilir mi?

| Posted in | Posted on

Kızlık zarı tamir edilebilir mi?
Evet. Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir.
Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır'da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.

Yeniden elde edilen bekaretin bedeli çok da düşük değildir. Berkeley Tıp Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Mısır'da kadınların bu işlem için 100-600 Amerikan doları ödedikleri, Türkiye'de ise ücretlerin 140-1500 Amerikan Doları arasında değiştiği belirtilmektedir.

Kızlık Zarı Bozulduktan Kaç Gün Sonra Dikilebilir? Ne zaman yapılmalıdır ?

| Posted in | Posted on

Her doktor bu ameliyatı yapabilir mi?
Hayır. Pekçok jinekolog bu ameliyatı prensip olarak yapmaz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde bu ameliyatı yapan doktor ve klinikler mevcuttur.
Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?
Bu yapılacak olan ameliyatın türüne bağlıdır. Bazı ameliyatlar ilişkiden bağımsızken bazı tür dikişler evlenmeden 3 gün önce yapılmalıdır. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur.

Viagra Nedir Nasıl Kullanılır Zararlı mıdır

| Posted in | Posted on

Viagra Nedir Nasıl Kullanılır


Nitrat içeren nitrogliserinli vs kalp ilaçlari kullananlar Vıagra kullanmamalıdır. Tehlikeli şekilde tansiyon düşürebilir. Çocuklar ve kadınlarda Vıegra kullanmamalıdır. Viagra kullanmadan önce Check-up yaptırılmalıdır. Erektil fonksiyon bozukluğunun nedeni bilinmelidir.
Losemi, Akdeniz anemisi, myeloma gibi peniste ereksiyon olmamasına neden olabilen hastalıkları olanlar Kullandığınız ilaçlarınızı doktorunuza bildirmelisiniz.
Nasıl Kullanılmalı?
Doktor kontrolünde almalısınız Günde 1 tane ve cinsel aktiviteden 30 dk. ile 4 saat arasında alınabilinir.
Yan Etkileri?
Baş ağrısı Kızarma, kıpkırmızı olmak Mide bozukluğu Burun tıkanıklığı İdrar yollarında enfeksiyon Görüşte değişiklikler- mavi yeşil renklerde değişiklikler ışığa aşırı hassasiyet İshal
Kesinlikle Yasak Olduğu Durumlar?
1. Kalp krizi geçirenler, felc, inme, beyin kanamasi geçirenler, veya son 6 ayda hayati tehlikesi olanlar
2. Önemli düşük tansiyon veya yüksek tansiyon yaşayanlar
3. Kalp yetmezliği yaşayanlar veya kroner damar hastalıkları olanlar
4. "Retinitis pigmentosa" denen bir göz bozukluğu olanlar

İktidarsızlık

| Posted in | Posted on

İktidarsızlık Nedir?
Nasıl Tedavi Edilir?
Erektil disfonksiyon, sertleşme bozukluğu.
Erkeğin cinsel isteğinin olmasına karşın penis damarlarında kan toplanamaması ve sertleşmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır.

Her erkeğin her zaman ve bütün koşullarda yeterli ereksiyonu sağlaması beklenemez. Ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki problemler zaman zaman ereksiyonun başarısız olmasına sebep olabilir. Ancak ereksiyon problemi ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse bir doktordan yardım alma gerekliliği var demektir. Bazı araştırmalara göre hafif ve orta derecede empotans da dahil edilirse 40-70 yaş arası erkeklerin % 70 'ini etkiler.

İktidarsızlığın Nedenleri

| Posted in | Posted on

Birkaç yıl öncesine kadar impotans' ın en büyük nedeninin psikolojik ve yaşam tarzı ile ilgili olduğu düşünülürdü. Aşırı sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar yan etki olarak ereksiyon bozukluklarına sebep olabildiği gibi son zamanlarda yapılan araştırmalarla sinirler, arterler veya toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalığın ereksiyon bozukluğuna sebep olabileceğini göstermiştir.Penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet süngersi silindir vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi sertleşmesi için uyarır. Penise gelen kan damarları bu süngersi silindirleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da ereksiyonu sağlar. Eğer herhangi bir sebeple bu aşamalardan birisi engellenirse ereksiyon bozukluğu oluşur. Bu sebepler şunlar olabilir.
Fiziksel Hastalıklar ve Bozukluklar: Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları impotansa sebep olabilir. Özellikle şeker hastalığı gibi endokrin hastalıklar bir sebeptir. Damar sertliği penise yeterli kanın girmesine engel olabilir. Bazı erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa neden olabilir.
Ameliyat veya travma:Leğen kemiği veya omurgalardaki yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlarda empotansa sebep olabilirler.
İlaç Tedavileri: Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir.
Madde kullanımı: Alkol, esrar veya diğer uyuşturucu maddelerin kullanımı ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Aşırı sigara içilmesi de penise giden arterlere zarar verebilir.
Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar ereksiyon bozukluğunun sebeplerinin % 10-15 ini oluşturur.
Teşhis
Empotans tanısında en önemli şeylerden biri doktorunuza tıbbi ve seksüel hikayenizi ayrıntılı biçimde anlatmanızdır.Doktorunuz şunları bilmek isteyecektir:
• Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman başladı?
• Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa sürekli mi? Hangi şartlarda problem kötüleşiyor.
• Hayatınızda ereksiyon bozukluğuna sebep olabilecek faktörler var mı? İş hayatınızda veya eşinizle ilişkilerinizde gerilimleriniz var mı?
• Ereksiyon bozukluğunu sadece eşinizle mi yaşıyorsunuz?
• Masturbasyon yaptığınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?
• Ereksiyon esnasında ağrınız oluyor mu?
• Eşinizden tedavi olmanız gerektiğine dair bir uyarı aldınız mı?
• Ayrıca doktorunuz geçmişte geçirdiğiniz ameliyatları, ilaç, alkol, sigara veya uyuşturucu kullanıp kullanmadığınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya alımı olup olmadığını, geçirdiğiniz ruhsal sıkıntıları bilmek isteyecektir.
Daha sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede boyun, göğüs, karın ve penis ve testisler ağırlıklı olmak üzere genital bölgenizi inceleyecektir. Rektal muayene de işlemin bir parçasıdır.
Laboratuvar Testleri:Prolaktin hormon düzeyi, testesteron düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.

İktidarsızlığın Tedavisi

| Posted in | Posted on

Tedavi
Beslenme, egzersiz ve kişisel alışkanlıklar: Sigara ve alkol alımı sınırlandırılmalı, ilaç alışkanlıklarından kurtulunmalıdır. Düşük kolesterol içeren besinlerle beslenmeli ve kolesterol düzeylerinizi takip etmelisiniz. Egzersiz empotans için risk faktör olabilecek kalp-damar hastalıklarının önlenebilmesi için çok önemlidir.
İlaç Tedavileri: Son zamanlarda oldukça iddialı olarak piyasaya çıkan birtakım ilaçlar ereksiyon konusunda yardımcı olabilmektedir. Ancak kişilere normal ereksiyon yeteneğini kazandırmadıkları akıldan çıkarılmamalıdır. Birkaç yıl önce piyasaya çıkan ve tüm dünyada sansasyon yaratan sildenafil, verdenafil, tadalafil etken maddeli ilaçların penis içindeki kan dolaşımını arttırdığı ve ilişkiden 30 dk önce alındığında ereksiyonu sağlayarak hastaların % 80 inde etkili olduğu iddia edilmektedir. Ancak bazı yan etkileri vardır. Hastaların % 10 unda ilişkiden saatler sonra dahi devam eden yüz kızarması, %17 sinde baş ağrısı şikayetleri bildirilmiştir.Mide yanmaları ve görme bozukluğu da rapor edilmiştir. Ender vakalarda 3 saat kadar süren ereksiyon oluşmuştur. Bu ilaçları anginası veya kalp-damar rahatsızlıkları olan kişiler kullanmamalıdır.Bu ilaçlar nitrogliserin içeren ilaçlar (monoket, monolong, isordil gibi) ile birlikte alınmamalıdır. İlgili uzmanın muayenesinden sonra ancak reçete ile alınabilirler.
İntauretral Tedavi: İdrar yaptıktan sonra bir aplikatörle idrar yoluna konulan küçük fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay çözünebilmesi için penis hafifçe ovalanır. Penis içindeki kan dolaşımını arttırarak etki eder.Başarı oranının % 40’ lara yakın olduğu rapor edilmiştir. En sık görülen yan etkileri penis, testisler, idrar yolunda ağrı duyulmasıdır (kullananların yaklaşık yarısında görülür). Nadiren idrar yolunda kanama, tansiyon düşmeleri, sersemlik ve bayılma görülebilir. İlişkide bulunulan eşin vajeninde yanma hissi yaratabilir. İlişkide bulunulan eş hamile ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Prostoglandin allerjisi olanlar, lösemi ve orak hücreli anemi hastaları kullanmamalıdır.
Enjeksiyon Tedavisi: Süngersi tabaka yanından penise enjekte edilen bir takım ilaçlarla 15 dakika içinde yarım saat sürecek bir ereksiyon sağlanabilir. Enjeksiyon küçük iğnelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, sersemlik gibi yan etkileri vardır.
Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında keşfedilmiş basit bir pompa ile penis içindeki kan akışı arttırılarak ereksiyon sağlanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici olduğunu söylemektedirler.
Penil Protezler: Oldukça pahalıya malolan bu yöntemde penise yerleştirilen protez ile ereksiyon sağlanmaktadır. Hasta istediği zaman ereksiyonu sağlayabilir. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis sürekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise ilişkiden sonra yumuşama sağlanabilir. Cerrahi bir işlem gerektirir. Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuç almıştır.

KISIRLIK VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

| Posted in | Posted on

ERKEKLERDE KISIRLIK SORUNU VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ


Çiftlerin yaklaşık %15'inde görülen çocuk sahibi olabilme sorununda, sadece erkeğe bağlı faktörler %20 olup, ayrıca yaklaşık %40 vakada da erkekteki sorun, çiftin çocuğunun olmamasına katkıda bulunmaktadır.. Böylelikle, çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayan çiftlerin % 50-60'ında, erkekteki bir sorunun kısmen de olsa sebepler arasında yer aldığı söylenebilir. Erkekte kısırlıkla ilgili sorunlar, çok büyük bir çoğunlukla yapılan sperm tahlilinden anlaşılabilirse de, bazı durumlarda özel tetkikler gerekebilir.

Erkek Kısırlığının Nedenleri ve Çeşitleri

| Posted in | Posted on

Erkek Kısırlığının Nedenleri ve Çeşitleri
Erkek kısırlığı çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabilir: hormonal nedenler, genetik-ailevi nedenler, geçirilmiş iltihabi hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, doğumsal anormallikler, çevresel , kimyasal etkenler vb. En sık görülen ve mikrocerrahi ile olumlu sonuç alınabilen bir neden de yumurtalık damarlarında varisleşme-yani varikoseldir. Eroin, morfin gibi maddelerin kullanımı ve vücut geliştirme çalışan insanların doping için aldıkları maddeler, çocuk olmasını engelleyebilir ve zorlaştırıcı etkilerde bulunabilir. Bu tip ilaçlar kasları kuvvetlendirmek adına vücudun normal hormonal düzenini bozar, dışarıdan bol miktarda vücuda alınması sonucu bunların vücutta üreten hücreler ve sistemler zayıflayarak devre dışı kalabilir.
Aşırı sıcak ortamda olanlar ve petro-kimya türü kimyasalların dumanı ile iç içe olanlar kısırlık tehlikesi ile karşı karşıya kalırlar. Çeşitli boya ve kimyasalların kanserojen etki gösterdiği de bilimsel açıdan kanıtlanmış bir gerçektir