Aşağıda yer alan testi çözdüğünüzde geçmişinizin sizin hakkınızda neler söylediğini ve gelecekte sizi nasıl bir seks hayatının beklediğini öğreneceksiniz!
1. Kulağınıza fısıldanan güzel sözler, hafif dokunuşlar, davetkâr bakışlar… Baştan çıkarılmaktan hoşlanır mısınız?
A Evet hoşlanırım ama beni baştan çıkarmak hiç de kolay değildir!
B Bazen fazlasıyla hızlı baştan çıktığım da olur!
C Evet; bundan çok keyif alırım…
2. Partneriniz size iç gıcıklayıcı bir iç çamaşırı ya da yeni bir seks oyuncağı ile sürpriz yapıyor. Tepkiniz ne olur?
A Onu eleştiririm…
B Hiçbir fikrim yok…
C Pozitif bir tepki veririm…
3. Aşağıda yer alan alıntılardan en çok hangisi ruhunuzu okşuyor?
A En büyük aşk hiçbir zaman gerçekleşmeyendir!
B Birbirini sevenler bir arada olsalar dahi hep ayrı yönlere bakarlar…
C Nasıl sonuçlanacağı belli olmayan sadece üç şey vardır; devrim, kariyer ve aşk.
4. Sevgilinizle bir gece kulübündesiniz… Birbirine sıkıca sarılarak dans eden sadece tek bir çift olduğunu görüyorsunuz. Ne yaparsınız?
A Aslında ben de o çift gibi dans etmeyi çok isterim ama sevgilimin o kadar seksi hareket edip etmeyeceğinden emin değilim.
B Eğer sevgilim benimle o çift gibi sıkı sıkıya sarılarak dans etmek isterse reddetmem. Teklifi ondan beklerim…
C Hiç durmam; anında sevgilimi de sürükleyerek dans pistinine çıkarım!
5. Kısa ve özlü bir biçimde, son altı aylık seks hayatınızı nasıl tanımlarsınız?
A Kötü diyemem ama daha iyisi de olabilirdi.
B Bunu şu anda spontane bir şekilde değerlendirmem mümkün değil.
C Muhteşem… Adeta bulutların üzerindeydim!
6. Şehvetli, sınır tanımaz, kendinden geçmiş! İhtirasın vahşi yanını ne kadar iyi tanıyorsunuz?
A Aslında ihtiras nedir çok iyi biliyorum ama maalesef çok az yaşayabiliyorum.
B Hissettiğim tutku ne kadar yoğun olursa olsun kontrolümü kaybetmekten hoşlanmam.
C O kendinden geçme anlarının keyfini gayet iyi çıkaran biriyim ve amacım tutkulu aşkı ileride çok daha yoğun yaşamak…
7. Seks söz konusu olduğunda herkesin kendine özgü bir beklentisi vardır! Aşağıdakilerden hangisi sizin seks beklentinizi en iyi şekilde tanımlıyor?
A Karşılığını beklediğim birtakım taleplerim var fakat bunları hiçbir zaman açıklamam!
B Seksten partnerimin zevk almasıdır.
C Benim için önemli olan iki kişinin birbirine karşı net olması ve arzu duymasıdır.
8. İlk seks deneyiminiz nasıldı?
A Açıkçası hafızamda unutulmaz bir anı olarak yer etmiyor!
B Kendimi bir şekilde gafil avlanmış hissetmiştim…
C Son derece istekli ve heyecanlıydım…
9. Büyük bir tutkuyla seks yapmak istiyorsunuz ve bunu karşı tarafa da hissettirdiniz. Peki ya yapmak istemezse?
A Hayal kırıklığına uğrarım…
B Bu riske girmemeyi tercih ederim…
C Bu olağan bir durum, sorun haline getirmem…
10. Aşağıda yer alan kelime sıralamalarından size en yakın olanı hangisi?
A Erotizim, hayatımda yaşadığım en iyi seks, özlem, arayış, rüyalarımın adamı…
B Erotizim, kendimi onaylama, oyuna katılmak, kendimi baştan çıkarmak…
C Erotizim, kendi cinsel isteğim, gülmek, macera, gevşeme…
DEĞERLENDİRME
En çok hangi harfi işaretlediğinizi saptayın, daha sonra seks biyografinizin şu anki hayatınız üzerindeki etkisini ve yatakta daha çok zevk almanızın nasıl mümkün olacağını okuyun! Eğer iki ya da üç harfi neredeyse eşit sayıda işaretlediyseniz her iki değerlendirmeyi de okuyun.
A: ELEŞTİRİCİ
Seks biyografiniz: ‘O sahip olduğum en mükemmel sevgiliydi, onun gibisiyle bir daha asla karşılaşamayacağım.’ Geçmişte; sizin için çok özel olan biriyle yaşadığınız seks hatırasını hâlâ zihninizde ve bedeninizde taşıyorsunuz.
Bugünkü aşk hayatınız: Siz çok özel bir duygu arayışı içindesiniz. Bu nedenle birlikte olduğunuz kişiyi sık sık eleştiriyor ya da kıyaslamalara gidiyorsunuz. Ancak ümitsizce aradığınız aşk belki de bu eleştirileriniz nedeniyle bir türlü sizi bulamıyor.
Ne yapmalısınız?: Bir bilanço çıkarın! Mükemmel olan eski sevgiliniz miydi yoksa o dönemde sizin hayata karşı olumlu bakış açınız mıydı? Tek bir erkeği ya da tek bir ilişkiyi hayatınızın geri kalanı için kriter almak, bir ölçüt olarak belirlemek elinize geçen mutluluk fırsatlarını da kısıtlayacaktır. Eğer hissettiğiniz özlem duygusu bir türlü peşinizi bırakmıyorsa; kendinize karşı daha esnek olmaya çalışın. Özellikle uzun süreli ilişkilerde kişiler, karşılarındaki insanın iyi yanlarını tanımaya çalışmak yerine zayıflıkları üzerinde dururlar. Küçük mutluluk anlarının ve karşılıklı güven duygusunun da gayet keyifli olabileceğini unutmayın. Yapmanız gereken seks hayatınızdaki inisiyatifi ele almak ve size tam olarak haz veren ayrıntıları talep edecek cesareti kendinizde bulmak! Yeni ilişkinizde bu açık sözlülüğünüzün çok faydasını göreceksiniz.
B: ÇEKİNGEN
Seks biyografiniz: Geçmişte biri; duygularınızı tüm samimiyetiyle ortaya koyduğunuzda sizi bir hayli kırmış, yaralamış ya da aşka küstürmüş olmalı. Bunun yanı sıra ailenizin; hayat neşesi duyduğunuz ya da mutlu taşkınlıklar yaşadığınızdaki otoriter tutumu, küçük yaşlardan itibaren çekingen tavırlar sergilemenize neden olmuş olabilir.
Bugünkü aşk hayatınız: ‘İstemediğim halde onunla yatmalı mıyım?’ ya da ‘Yataktaki rutin akışın beni çok sıktığını ona söylemeli miyim?’ şeklinde uzayıp giden sorular… Siz seks konusunda partnerinize açık olmak yerine, onu kırmamak adına geri planda kalmayı tercih ediyorsunuz. Bunun nedeni münakaşa etmeyi sevmeyişiniz ya da sizi kırdıkları gibi bir başkasını kırmak istememenizden kaynaklanabilir. Bu riske girmektense partnerinizin yapmak istediklerini yapmayı tercih ediyorsunuz ancak bunu da isteksizce gerçekleştiriyorsunuz.
Ne yapmalısınız?: Geçmişteki olumsuz tecrübelerinizden kurtulmaya çalışın! En kötü niyetli insanlar bile gerçek duyguların farkındadırlar. Ancak mutlu olmayı ve mutlu etmeyi bilmediklerinden sizi de peşlerinden sürükleyebilirler. Herkesin sevmeye yeteneği yoktur.
Muhtemelen eski sevgilinizin de buna yeteneği yoktu! Yine aynı şekilde bir gün ailenizden gelen alışkanlıklarınızdan da kurtulmanız gerekiyor. Kendinize yeni değerler katmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Sekste aktif olmayı denemek de sizin için bir seçenek olabilir! İnisiyatifi ele alın ve sadece hoşunuza gidenleri yapmaya çalışın!
C: KEYİF DÜŞKÜNÜ
Seks biyografiniz: Tutku dolu bir yaz, tehlikeli bir ilişki, ateşli tek gecelik ilişkiler… Seks konusunda; her ne kadar hepsini ‘müthiş’ olarak tanımlamasanız da, tanışmadığınız neredeyse hiçbir oyun türü yok.
Bugünkü aşk hayatınız: ‘Seks beni eğlendiriyor’, ‘Tutkumun keyfini sürüyorum…’ Siz vücudunuz ile barışıksınız ve ihtiyaçlarınızın ne olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Birçok aşk macerası yaşamış ya da partnerinizle uzun süredir birlikte olup da doyurucu bir seks hayatı yaşıyor da olabilirsiniz. Tebrikler! Tüm duyularınız seks için alarmda…
Ne yapmalısınız?: Tavsiyiye ihtiyacınız yok! İyi seksin ne demek olduğunu ve seksten neler beklediğinizi zaten gayet iyi biliyorsunuz!
Seks biyografimiz
Cinsel isteksizlik
Baharla birlikte cinsel isteksizlik gibi şikayetler de görülebiliyor. Peki bu durum nasıl düzelir?
İlkbahar aşk mevsimidir" diyen Dr. Cem , bu mevsimde havadaki elektrik yükünün arttığını ve insanın bioritmini bozduğunu söyledi. Keçe "Havadaki negatif iyonlar kişide cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, sertleşme sorunları, genel bitkinlik, yorgunluk, huzursuzluk yapıp, duygusal patlamalara yol açıyor. Bol bol spor yapın" dedi.
Dışarıda hava ne kadar güzel olursa olsun yataktan çıkmakta zorlanıyor, çok uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, cinsel güçsüzlük, cinsel isteksizlik, mutsuzluk, iç sıkıntısı yaşıyorsanız siz de bahar yorgunusunuz. Uzmanlar, bahar yorgunluğu olarak başlayan bu ruh durumunun önemsenmesi gereken bir rahatsızlık olduğunu ve tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.
Cinsel Sağlık Dr. Cem , "Bahar mevsiminin başladığı bugünlerde birçok kişide cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, sertleşme sorunları, genel bir bitkinlik, güçsüzlük, yorgunluk, isteksizlik, uykusuzluk, huzursuzluk gibi şikayetler görülüyor”dedi. Keçe, küçük kasabalarda ve doğayla iç içe olan yerlerde havadaki pozitif iyonların artması insana zindelik verirken, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yoğun olan negatif iyonların cinsel isteksizliğe, cinsel güçsüzlüğe, gerginliğe, duygusal iniş çıkışlara, eklem ağrılarına ve yorgunluğa yol açtığını belirtti.
BÜNYE ŞAŞIRIYOR
Dr. Keçe, hava ve mevsim değişiminin insan biyoritmini olumsuz etkilediğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Kış şartlarına uyum sağlayan vücudunuz, baharda havanın ısınmasıyla birlikte yeni bir uyum sürecine giriyor ve şaşırıyor. Ayrıca bünyenin ihtiyaçlarını ve enerjisini kontrol etmenin getirdiği bir kaygı da yaşanabilir. Bu nedenle de bu sorunların ortaya çıkışı tetiklenebilir. Bu şikayetler rutin yaşantımızı etkilemediği sürece sorun yoktur. Ancak bu şikayetler güneşe ve yaydığı pozitif enerjiye rağmen çevreyle ilişkilerinizi etkiler hale döndüyse bir uzmana gitmek gerekir. Çünkü normal şartlar da baharın gelişi harika bir olaydır.
SUNİ IŞIK SENDROMU
Oysa günümüz insanı ağırlıklı İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşıyor ve çok büyük stres altında, doğayı göremiyor. Uyanıp servislere biniyor, işine gidiyor ve maalesef işyerleri de suni olarak aydınlatılıyor.”
SERATONİN AZALINCA
İlkbaharda intihar vakalarına daha sık rastlandığını belirten Keçe bu konuda şunları söyledi ”Beyindeki seratonin maddesinin azalması intihar olasılığını arttırıyor. Yaptığımız anket çalışmalarına göre intihar girişiminde bulunmayı düşünenlerin yüzde 38'i ilkbahar , yüzde 27'i sonbahar , yüzde 20'si kış ve yüzde 15'i de yaz aylarında intihar girişiminde bulunmayı düşünüyor. "
cinsel isteksizlik, cindel isteksizlik, cinsel isteksizlik, cinsel isteksizlik sorunları, isteksizlik, yorgunluk cinsel isteksizlik
AIDS için yeni ilaç
Rus bilim adamları, HIV virüsüne dur diyecek ilaç bulduklarını açıkladı.
Rusya Federal Biomedicine Ajansı'ndan bir grup bilim adamı, HIV virüsünün hastanın bağışıklık sistemini zayıflatarak sağlıklı hücrelerin içine yerleştiklerini ve yüzlerce kez bölünerek hızla tüm vücuda yayıldıklarını belirtti. Araştırma ekibi, bulunan yeni AIDS ilacnın, HIV virüsünün hareket alanını zayıflatarak zaman içinde bölünmesini ve bağışıklık sistemini etkisi altına almasını engellediğini iddia ediyor.
Araştırma grubunda yer alan uzmanlardan Dr. Alexander Chernousov, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı doğal korumasını artıran 'interferon gamma' maddesine HIV virüsünün hızla bölünmesini engelleyecek bir etki kazandırdık," dedi. Henüz klinik denemeleri aşamasında olan ilacın seri üretimi için 30 milyon dolar gerekiyor.
Rusya, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından dünyada en yüksek seviyede AIDS vakası görülen ülkelerden. Ortalama her gün yüz vakanın kayıtlara girdiği ülkede toplam 370 bin resmi hasta var. Toplum Sağlığı Araştırma Enstitüsü rakamlarına göre Rusya'da 1 milyon 100 bin civarında HIV virüsü taşıyıcısı bulunuyor. Rusya'da ilk AIDS vakasının görüldüğü 1987 yılından bu yana 11 bin kişi, direk ya da dolaylı olarak HIV virüsü nedeni ile hayatını kaybetti.
Rusya'da geçen on yıla göre 20 kat artan AIDS vakaları ile ilgili hükümet ve sağlık bakanlığı sürekli eleştiriliyor. Rusya Sağlık Bakanı Mihail Zurabov, AIDS tedavisi için kullanılan 6 bin ile 2 bin dolar arasında değişen ağrı kesici ilaçların 800 dolara kadar düşürüleceğini açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bir kaç yıl içinde AIDS hastaları için gerekli tüm ilaçların ücretsiz olarak sağlanması konusunda çalışma içinde olduklarını belirtmişti.
Birleşmiş Milletler'e göre AIDS, dünya genelinde en fazla ölüme yol açan dördüncü hastalık. Afrika'nın orta ve güney kesimlerinde ise ölüm nedenleri arasında ilk sırada. AIDS'e yol açan HIV virüsü, Rusya, Çin, Hindistan gibi pek çok ülkede de uzmanları kaygılandıran bir hızla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, yaklaşık altı buçuk milyon kişinin HIV/AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlara ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Gerekli sağlık hizmetinin sağlanmaması durumunda bu hastaların iki yıl içinde öleceklerini belirten Örgüt, ilaçlara ulaşabilen hasta sayısının sadece 970 bin olduğunu kaydediyor.
aids + yeni ilaç, aids içi ilaç 2008, aids için yeni ilaç, aids ilaç tedavisi, aids tedavisi çin, aids tedavisinde yeni ilaclar, aids ve hiv ilaclari, aids yeni, aids yeni ilaç 2008, aids yeni tedavi 2008, aids yeni tedaviler, en yeni aıds ilacı, rus aids, rus doğal ilaçları, sağlık bakanlığı aids tedavisi ilaçları
Cinsel güc
Cinsel gücü artıran afrodizyak gıdalar, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye de dönüştürebilir! Afrodizyaklar; psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak, ister flört ister baştan çıkartma döneminde hayli iddialı sonuçlar veriyor. Araştırmacılar; potansiyel sevgilinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinler arasında pul biber ve baharatlı gıdaları ilk sıraya koyuyor. İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı etkisi bulunuyor. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif veriyor. Muz da içerdiği kimyasallarla beyinde keyif artırıcı etki yaratıp, özgüveni pekiştiriyor. İçerdiği yüksek lif nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etkiye sahip havucu da listenizden hiç eksik etmeyin. İyot açısından zengin olan karides ve midye gibi diğer deniz ürünleri ise tiroit bezlerini çalıştırması ve sağladığı enerji açısından hayli önemli.
afrodizyak gidalar, çikolata cinsel, çikolata ne salgılar, cinsel güç artıran gıdalar, cinsel güç artıran kür, cinsel güç artırıcı gıdalar, cinsel gücü artıran afrodizyaklar, cinsel gücünü artıran gıdalar, cinsel gucu artiran gidalar, cinsel güç artirici, cinsel gücü artiran gidalar, cinsel gücü arttiran çikolatalar, kur yapm, meni artırıcı gıdalar, sevgiliye kur yapma, sevgılıye kur
cinsel ilişkide evli çiftlerde
Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor” diyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz” diyerek şunları söylüyor:
“Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.”
Kadınlarda en çok “acı çekeceğim korkusu” olduğunu belirten Akbaş, “Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. “Vajinismus”un altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.”
HER ÇİFTİN NORMALİ FARKLI OLABİLİR
Cinsellikte normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:
“Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez… Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.”
çiflerin birleşmesi, çiftlerle cinsellik sohbet, cinsel iliski aci cekmek, cinsel ilişkide acı çekmek, cinsellikte acı, cinsellikte acı çekmek, cisel iliskiler, cisel ilişkiler, evli çift sohbetleri, evli çiftler arası ilişkiler, evli çiftler sohbet, evli çiftlerde kadın erkek ilişkisi, evli çiftlere öneriler, evli çiftlerin cisel ilişkileri, evli çiftlerin ilişkisi, evli çiftlerin ilişkisi, evlilerin birleşmesi, evlilerin ilişkileri, evlilerle cinsel sohbet, evlilerle ilişkileri, evlilik ilişki cinsel, evlilik ve cinsel boyutu, ilişki evlilerle, ilişkide acı çekme, ilk cinsel ilişkide acı çekme, yeni evli çiftler arası, yeni evli çiftlerde cinsel sorunlar, yeni evli çiftlere öneriler, yeni evli cinsellik, yeni evli vajina acısı, yeni evliler için cinsel bilgi, yeni evlilerde, yeni evlilerde cinsel yaşam, yeni evlilere, yeni evlilere cinsel öneriler, yeni evlilere cinsel bilgiler, yeni evlilerin aile sorunları, yeni evlilerin karşılaştıkları cinsel sorunlar, yeni evlilerin sorunları, yeni evlilerin sorunu
homoseksüellik nedir - homoseksüellik tedavisi
Homoseksüellik
Psikolojik açıdan bakıldığında, insan denen yaratığı dişi veya erkek diye ayırmak pek kolay değildir. Çünkü erkeksi kadınlar da, kadınsı erkekler de vardır. Fakat bu tip erkek ve kadınların mutlaka homoseksüel olmaları gerekmez; bunda daha başka, daha önemli etkenler rol oynar.
Erginlik çağından birkaç yıl sonra görülebilen genç kızların ve delikanlıların kendi cinsleriyle kurdukları yakın ilişkiler, genellikle ciddi birer sorun değildir. Çünkü bu ilişkiler heteroseksüel (karşı cinse duyulan cinsel ilgi) sevgiye bir geçiş devresidir. Bu ilişkilere bazen geçici homoseksüellik de denir. Fakat bu, bilimsel şekilde kanıtlanan gerçek homoseksüellikten farklıdır.
Geçici homoseksüellik erkeklerden çok kadınlarda görülür. Oysa ki gerçek homoseksüellik veya sapıkça bedensel sevgi daha çok erkeklere özgü bir durumdur. Kinsey, homoseksüelliğin erkeklerde, kadınlara oranla üç kat daha fazla görüldüğünü söylemektedir. Homoseksüelliğin Japonya'da eski bir tarihi vardır; fakat milletlerin homoseksüelliği ile ilgili kesin istatistikler olmadığı için, bunun İngiltere ve Amerika'ya oranla Japonya'da daha az yaygın olduğu, ama gitgide burada da yayıldığı düşünülmektedir.
Bazı homoseksüeller karşı cinse hiç ilgi duymazlar, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar. Homoseksüel ilişkilerin çeşitleri, erkekte ve kadında farklıdır. Erkek homoseksüeller tarafından en fazla yeğ tutulan yöntem, penisin anüse sokulmasıdır. Başka homoseksüel teknikler arasında cinsel organların ağız ve elle uyarılmaları, normal kadın ve erkek arasında uygulanan teknikler vardır.
Penis-anüs birleşiminde gönüllü olarak kadının rolünü üzerine alan erkek, kendisini bir erkek saysa bile, psikolojik açıdan bir kadının yapısına sahiptir. Böyle bir homoseksüel erkek, kadınları bile kıskanabilir.
homoseksüellik, homoseksüel kadınlar, homoseksüellik, homoseksüellik sorun, homoseksüelliğin, homoseksüelliğin psikolojik nedenleri, homoseksuelliğin yaygın olduğu
cinsel iletişim
Cinsel sorunların çözümünde eşler arasındaki iletişimin ve çözüm arayışının önemli olduğu bildirilirken, Türk kadınlarının yüzde 36'sı cinsellik hakkında eşleriyle iletişim kurmayı ''vazgeçilmez'', yüzde 34'ü de ''önemli'' olarak değerlendirdi.
Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) Başkanı ve Avrupa Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Birliği (ESDA) Türkiye Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, sağlıklı bir cinsel yaşam için çiftler arasındaki iletişimin önemine dikkati çekerken, iletişimi olan, cinsel problemlerini konuşabilen çiftlerin bu sorunlarını daha kolay yenebileceklerini söyledi.
Bu hafta içinde Viyana'da toplanan 9. Avrupa Cinsel Tıp Derneği Kongresi'nde, 40'lı yaşlardan sonraki kadın kavramının değiştiğine vurgu yapıldığını anlatan Hattat, burada ''Ben artık erkeğimin sadece mutluluğunu, sağlığını istiyorum'' diyen kadın tipi yerine, ''vitalseksüel'' denilen, cinselliğe pozitif bakan, bunu konuşabilen ve problemlerin üstesinden gelinebileceğine inanan bir kadın tipinin ortaya atıldığını belirtti.
Avrupa'dakilerle kendi yaptıkları çalışmaları karşılaştırdıklarında, Türk kadınının bu konudaki zafiyetinin diğer ülkelere göre daha fazla olduğunu tespit ettiklerini kaydeden Hattat, ülkede cinselliğe önem veren ve bunu çözmeye çalışan kadın grubunun yüzde 30'larda olduğunu söyledi.
Hattat, ''Burada sosyo-kültürel faktörlerin çok büyük önemi var. Çocukluktan itibaren cinsel bilgi aktarımını yapmamız lazım. Problemi olanların hekime gitmesini sağlamak için bilgilendirmeler, duyurular yapılmalı ve bu bilgilere kolay ulaşılması sağlanmalı'' diye konuştu.
Erkeklerde 40-70 yaş arası gruptaki cinsel fonksiyon bozukluğuna diğer ülkelerde yüzde 52 oranında rastlanırken, bu oranın Türkiye'de yüzde 69.2 olduğunu anlatan Hattat, ''Bunun nedeni araştırıldığında, yine cinsel bilgi eksikliği, kültür ve sorunları algılamama gibi sebeplere bağlı olduğunu düşünüyoruz'' dedi.
40'lı yaşlarını geçenlerin sağlık problemlerine verdikleri önemi cinsel sorunlarına da vermeleri gerektiğini ifade eden Hattat, ''Çünkü halledilmeyecek tarzda bir problem olduğu düşünülerek bu kişilerin ancak yüzde 10'u hekime gidiyor. Bunların da yüzde 60'lık bölümü tedaviyi takip etmiyor'' dedi.
''Cinsel probleminiz olsa kime danışırsınız?'' sorusunu yönelttikleri bir araştırmada, yüzde 35 oranında ''Hiç kimseye'' yanıtını aldıklarını belirten Hattat, bunun cinsel sorunların eşlerle bile konuşulamadığını gösterdiğini söyledi.
Cinsel problemlerin altında fiziksel rahatsızlıkların da yatabildiğini kaydeden Hattat, cinsel sorun yaşayanların yüzde 40'ında koroner hastalık, yüzde 30'unda prostat, geri kalanında da diyabet ve depresyon gibi rahatsızlıklar bulunduğunu anlattı.
''YAŞLANSAK BİLE İÇİMİZ HEP GENÇ KALIR''
Kongreye katılan ve erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğunu gidermeye yönelik bir ilacın tanıtımı için yürütülen ''Derdini paylaş, aşkını alevlendir'' kampanyasında görev alan eski ünlü mankenlerden Jerry Hall ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, eşler arasındaki iletişimin önemine dikkati çekti.
Bütün dünyada eşlerin birbirlerini mutlu etmek istediklerini ama iletişim kurma yönteminin kültürden kültüre farklılık gösterdiğini kaydeden 49 yaşındaki 4 çocuk annesi Hall, ''Bu iletişim koptuğu zaman eşler mutlaka bir doktora başvurmalıdır'' dedi.
Hall, ''Dışarıdan ihtiyar görünsek de, yaşlansak da içimiz hep genç kalır. Bu nedenle ilişkimizi hep canlı tutmalıyız'' diye konuştu.
TÜRK KADINLARININ CİNSELLİĞE BAKIŞI
Cinsel fonksiyon bozukluğunu gidermeye yönelik ilaç üreten firmanın 14 ülkede 14 bin kadınla yaptığı ve kongrede açıklanan ''Cinsellik ve Modern Kadın'' araştırması, Türk kadınlarının cinselliğe diğer Avrupalı kadınlardan farklı yaklaştığını ortaya koydu.
İtalyan, Polonyalı ve İspanyol kadınların yüzde 80'i cinselliği ''önemli'' görürken, Türk kadınlarının yüzde 61'i bunun kendileri için ''önemli olduğunu'' belirtti.
Dünya çapındaki 10 kadından yaklaşık 6'sı (yüzde 59'u) cinselliği ''ilişkilerini güçlendiren bir öge'' olarak görürken, 10 kadından yaklaşık üçü (yüzde 29'u) ''cinsel ilişkiye girmenin eşlerinin gözünde çekici olduklarının teminatı olduğunu'' düşünüyor.
Türk kadınlarının ise ancak yüzde 15'i cinsel ilişki ve çekicilik arasındaki bu bağlantıya inanıyor. Cinselliğe bağlı güven artışı yaşadığını ifade eden Türk kadınlarının oranı ise yüzde 27.
Araştırmaya katılan kadınların üçte biri (yüzde 29'u) ''cinselliğin kendilerine fiziksel zevk verdiğine ve fiziksel rahatlama sunduğuna'', beşte birinden fazlası ise ''sağlıklarını olumlu etkilediğine'' inanıyor.
Türk kadınlarının ise yüzde 30'u cinselliğin sağlıkla ilişkili olduğunu düşünüyor.
Türkiye dışındaki Avrupa ülkelerinden kadınlar cinselliğin ilişkilerine katkısını ''çok değerli'' bulurken, Türk kadınlarının ancak yüzde 36'sı bu görüşe katılıyor.
Avrupalı kadınların yüzde 90'ı eşlerinin tatminini ''çok önemli'' görüyor.
Türk kadınları ise eş ve kendilerinin cinsel tatmini konusunda farklı tutumlar sergilerken, dörtte üçü eşlerinin cinsel tatmininin ''vazgeçilmez veya önemli'' olduğunu, yüzde 68'i de bunun kendileri için önem taşıdığını düşünüyor.
Türk kadınları cinsel yaşamlarında, spontanlığa (içinden geldiği gibi) diğer ülkelere göre daha az, yani yüzde 65 oranında değer veriyor. Ancak, yüzde 32'si spontanlığı ''vazgeçilmez'', yüzde 33'ü ''önemli'' görüyor.
Kadınların cinsel yaşamdan aldığı tatmini de inceleyen araştırmaya göre, Türk kadınları bu konuda en düşük yüzdeye sahip.
Türk kadınlarının yüzde 65'i cinsel yaşamlarından tatminliğini dile getirirken, sadece yüzde 32'i ''çok memnun olduğunu'' belirtti.
Eşinde cinsel fonksiyon bozukluğu sorunu olanların yüzde 49'u, bu sorun olmayanların ise yüzde 25'i cinsel yaşamlarında iyileşme arzuluyor.
Türk kadınlarının yüzde 36'sı cinsellik hakkında eşleriyle iletişim kurmayı ''vazgeçilmez'', yüzde 34'ü de ''önemli'' olarak değerlendirdi.
Araştırmaya katılan Türk kadınlarının yüzde 33'ü eşlerinde ''erken boşalma'' tarzında bir cinsel fonksiyon bozukluğu olduğuna inanırken, yüzde 19'u uzun süreli böyle bir sorunun ilişkilerini güçlü bir biçimde etkileyeceğine inanıyor.
Türk kadınları tedavi arayışına girme konusunda da diğer Avrupalı kadınlardan farklı tutumlar sergiledi.
Türkiye dışındaki Avrupalı kadınların yüzde 68'i eşlerine bu konuda ''tedavi arayışına girme'' tavsiyesinde bulunacağını söylerken, ''hiç bir şey yapmamayı'' tavsiye etmeye en yatkın olanlar yüzde 38'lik yüzdeyle Türk kadınları oldu.
Türk kadınları tedavide kullanılan ilaçların varlığıyla ilgili olarak da en az bilgiye sahip.
Bu ilaçların etkinliğiyle ilgili de Türk kadınlarının yüzde 56'sı ''bilmiyorum'' yanıtını verdi.
kadın cınsel ılıskı istiyor, avrupa cinsel fonksiyon birliği, cinsel iletişim kurma, cinsel iliski guclendirmek, cinsel ilişki anlatan mesajlar, cinsel ilişkiler ve türk kadınları, cinsel ilişkilerini anlatan, cinsel ilişkilerını, cinselligi güclendirecek, cinselligin onemi, cinselliği güçlendiren, cinselliği güçlendiren ilaçlar, cinselliği güçlendirmek, cinselliğin önemi, erken boşalma için kime başvurmalı, esler arasindaki cinsellik, esler arasindaki ilskiler, eşler arasındaki cinsellik, eşler arasındaki iletişim, eşler arasındaki ilişkiler, eşler arasındaki problemler, mutlu olanlar ile olmayanlar arasındaki ilişki, turk kadinlarinin cinselligi
Penis
Penis Eğrilikleri
1)Doğuştan olan penis eğrilikleri genellikle erkeğin cinsel aktif sürece girdiği ve penis boyutlarının geliştiği ergenlik çağında belirginleşir.
Tanıyı genelde bu çağdaki erkekler kendi gözleriyle eğriliği fark ederek kendileri koyar. Ancak birçok penis eğriliği hastasının utanma duygusu nedeniyle böyle bir sorunları olduğu halde doktora gitmediğini biliyoruz.
Hastaların özel ortamlarında penislerinin sertleşmesi ve bunu kendi çektikleri fotoğraflarla doktorlarına göstermeleri, tanıdaki önemli basamaklardan biridir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi mümkündür ve ameliyattır. Bu durum aslında biraz da penis estetik ameliyatı gibi de değerlendirilebilir.
2)Edinsel penis eğriliklerinin en yaygın olanı Peyronie hastalığıdır. Penisteki ereksiyonu sağlayan yapıları çevreleyen kılıfsı dokuda kollajen denilen bir maddenin birikimi ile bu dokuda plak tarzında sert alanlar oluşmasıyla karakterize bir hastalıktır.
Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Bazı genetik etkenler, zorlamalı cinsel ilişki sonrası küçük damarlarda meydana gelen kanama odaklarının iyileşme sürecindeki hücre ve doku yenilenmesi veya E vitamini yetersizliğinin, bazen de şeker hastalığının neden olduğu gibi hipotezler vardır.
Hastalığın ilk döneminde sertleşme sırasında ağrılar ve peniste eğrilik meydana gelir.
Bu dönemde uygulanan ilaç tedavileri genelde %30-40 arası başarılı olur.
12-18 ayı kapsayan birinci dönem tamamlandıktan sonra Peyronie hastalığının kronik dönemi başlar. Bu dönemde eğrilik iyice artar. Eğriliğin derecesi bazen 150 derecenin bile üstüne çıkabilir. Bu dönemde sertleşme sırasındaki ağrılar azalır veya kaybolur.
Hastalar eğriliğin şiddetine bağlı olarak cinsel ilişki sırasında neredeyse akrobasi yapmak zorunda kalırlar.
Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, eğriliği düzeltmek için gene bazı cerrahi teknikler uygulanır ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.
Bazı cerrahi tekniklerin uygulanmasından sonra bazen peniste 1-2 cm lik kısalmalar olabilir. Bu yüzden penisin boyutlarına göre cerrahi tekniğin seçilmesi uygun olacaktır.
Peyronie’nin ileri dönemlerinde ciddi anlamda ereksiyon sorunu da ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda uygulanacak tedavi, penil protezlerdir (Mutluluk çubuğu) ve kesin tedavi çözümüdür.
Doktora gitmekten utanmayın çözüme kavuşun
Penis estetikleri ya doğuştandır ya da edinseldir. Ama her ikisinde de çözüm mümkündür. Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, penis eğriliğini düzeltmek için bazı cerrahi teknikler uygulanabilir ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.
18 cm penis, 18 cm lik penis, 18 cm penis, 25 cm lik penis, 25 cm penis, 33 cm lik penis, 33 cm penis, cinsel sorunlar eğrilik, cinsel yaşam ve penis, dogustan penis egriligi, doğumsal penis eğriliği, penil eğriliği, penis düzeltmek, penis duzeltmek, penis egriligi, penis egrilikleri, penis eğrilik, penis eğrilikleri,, penis eğriliği, penis eğriliği büyüklüğü, penis eğriliği derecesi, penis eğriliği sorun, penis sorunlari, penis sorunları, peniste eğrilik, peniste eğrilikleri düzeltme, penisteki eğrilik, penis sorunlari, penıste egrılık, sorunlu penisler
cinsel ilişkiye girmek
Farklı cinsel aktiviteleri denememek, isteğin olup olmadığına bakmadan ilişkiye girmek, cinsel işlev bozukluğu bulunduğu halde tedavi olmamak…Ortalama çiftlerin birçoğunda cinsel ilişki sonrası sevgi, şefkat gösterme, duygusal yakınlık olmuyor. Genelde erkek sırtını dönüp uyuyor. Bu bir süre sonra cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. Cinselliği ve yaşanan ilişkiyi keyifsizleştiren faktörler sadece bununla sınırlı değil. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, “Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve yataklar ayrılır” diyerek pek çok çiftin yaşadığı durumu özetliyor.
Ülkemizde cinsel mutluluğu engelleyen sosyo-kültürel etkenler neler?
Ülkemizde insanlar yetiştirilirken, kadın ve erkek cinsel rolleri katı bir şekilde ayrılmakta, ayrışan cinsel roller eşler arasında dengeli ve paylaşıma dayalı bir ilişkiyi engellemektedir. Bizim kültürümüze erkek evde iş yapmamayı ve eşinin kendisine hizmet etmesini beklemeyi öğrenir. Eşler evde birlikte geçirdikleri zamanda çoğunlukla ayrı işlerle meşgul olmakta, aralarındaki iletişim ve paylaşım yetersiz kalmaktadır.
Birçok erkek akşam eve geldiğinde doğruca televizyonun başına geçip, karısının sofrayı hazırlamasını beklemektedir. Yemekten sonra da doğru salona dinlenmeye gitmekte, eşinin bulaşıkları yıkayıp, ortalığı toplamasına yardım etmemektedir. Daha sonra en çok yapılan ortak faaliyet gene iletişim ve paylaşımı engelleyen, birlikte TV seyretme olmaktadır. Gün boyu ayrı duran ve iletişimleri zayıf olan çift böylelikle ortak zamanlarını da değerlendirememekte, uykuları gelince de gidip yatmaktadırlar.
Erkek eşine cinselliği yakıştırmıyor
Birçok kadın cinselliği eşlerinden öğreniyor. Çocuklukları, gençlikleri boyunca cinsellikten uzak durmaları için cinselliğin ayıplandığı, kınandığı, hatta acı verici, zahmetli bir şey olarak öğretildiği bir ortamda yetişen ve cinsel hazzı tanımadan evlenen kadınlar, hem cinsellikten ürküyor hem de yanlış inanışlar dışında hiçbir şey bilmeyerek cinsel yaşamlarına başlıyor.
Erkekler de cinsel deneyimleri olsa bile cinselliği benzer bir şekilde algılarlar ve çok sayıda yanlış inanca sahiptirler. Erkekler de eşlerine cinselliği, cinselliğe meraklı olmayı pek yakıştıramazlar, başka birini kirletmek, aşağılamak, sahip olmak, becermek gibi algıladıkları cinselliği eşleriyle yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Birçok çift kısıtlı, fazla çeşitliliğe sahip olamayan ve kendi arzularını keşfetme çabasından uzak, rutin, kısa ve doyum vermeyen bir cinsel ilişki tarzını kısa sürede benimser.
Cinsel iletişimleri zayıf olduğu için ve ayrıca cinsel arzuları ve tercihleri konusunda kendilerine bile rahat ve açık olamadıklarından nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını, nasıl daha çok haz alabileceklerini konuşup paylaşmazlar.
Birleşme öncesi sevişme süresi, ortalama bir kadın için çoğunlukla kısadır. Birçok durumda kadın yeterince uyarılmadan ve kendisini hazır hissetmeden kendisini cinsel birleşmenin içinde bulur. Birleşme süresi de genellikle kısa olduğundan kadın orgazm olmadan ilişki biter.
Yine ortalama çiftlerin birçoğunda sevişme sonrası sevgi ve şefkat gösterme, duygusal yakınlık yaşama gibi bir durum söz konusu olmaz ve erkek sırtını dönüp uyur. Bu şekilde tekrarlanan cinsel deneyimler bir süre sonra cinsel istek, uyarılma ve orgazm bozukluklarının gelişmesine neden olur.
Birkaç yıllık deneyimden sonra, kadınlar çocukluklarında kendilerine öğretilen şeyin doğru olduğuna inanmaya başlarlar. Gerçekten yaşadıkları cinsellik sadece erkeğe hizmet etme amacını gütmektedir ve kadın bundan fazla bir zevk almamaktadır. Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve nihayet yataklarını ayırmayı başaran kadın, huzura ve özgürlüğe kavuşur. Kendi kızlarına aynı şeyi öğretir: Cinsellikten keyif alınmaz…
Peki ya erkekler?
Eşleriyle kendi neden oldukları doyumsuz cinsel yaşamları iyice kısıtlanan erkekler ise ya bu duruma razı olur ve cinsellikten uzaklaşarak kendilerini başka işlere verirler ya da başka kadınlara, paralı ilişkilere yönelirler. Onlar da böylelikle aynı şeyi doğrulamış olurlar. Seks hayvani bir şeydir ve ancak saygı duyulmayacak hafif kadınlarla yaşanır. Eşleri ise tıpkı anneleri gibi saygın ve cinsellikten uzak kutsal varlıklardır. Onlar da oğullarına aynı şeyi öğretir, hatta bunun ilk adımı olarak oğullarına paralı bir ilişki ya da bir ‘manita’ ayarlamak için arkadaşlarını veya abileri devreye sokarlar.
Neler cinsel yaşamı keyifsizleştiriyor?
.Cinsel isteğinizin olup olmadığına aldırış etmeden cinsel ilişkiye girin.
.Gergin, güvensiz ortamları tercih edin. Birbirinize kırgınlıklarınız varsa bunları konuşmak ve çözmek yerine cinsel ilişkiye girin.
.Hamilelik istenmediği halde, güvenli bir koruma yöntemi seçmeyin, cinsel ilişki sırasında hamilelik kaygısıyla gerginliğinizi artırın.
.Cinsel birleşme öncesi, sevginizi göstermek, beğendiğinizi ve arzu duyduğunuzu ifade etmek ayrıca birbirinizi birleşmeye hazırlamak gibi işlevleri olan ön sevişmeye fazla vakit ayırmayın. Apar topar cinsel birleşmeye geçin.
.Karşı tarafı rahatsız edebilecek ağız kokusu, akıntı gibi sorunlarınız varsa bunları tedavi ettirmeyin, sevişme öncesi hijyen ve temizliğinize özen göstermeyin.
.Erken boşalma ya da uyarılma zorluğunuz varsa bunları tedavi ettirmek yerine bu sorunlarınızla cinsel yaşamınızı sürdürmeye çalışın.
.Eşinizin sevişirken sizi rahatsız eden tutumları varsa değiştirmesin diye bunları söylemeyin, katlanmaya çalışın.
.Cinsel isteklerinizi, arzularınızı, eşinizin size yapmasını istediğiniz şeyler varsa bunları da söylemeyin, hevesiniz körelsin.
.Farklı cinsel aktiviteler denemeyin, olur da bunlardan çok keyif alabilirsiniz. Bunun yerine baştan aşağı sırası değişmeyen, hep aynı şeyleri yapın ve rutin bir sevişme usulü geliştirin.
.Genel iletişiminiz ve cinsel iletişiminiz kısıtlı olsun, birbirinize arzularınızı söylemediğiniz gibi, cinsel isteğinizi de belirtmeyin.
.Fiziksel temasınızı mümkün olduğunca azaltın. Cinsel birleşme dışında birbirinize sevginizi, arzunuzu belli edecek temaslardan kaçının.
.Sevişmeye hazırlık olmadan aniden geçin. Eşinizi duygusal ve erotik olarak hazırlamayın.
.Cinsel fantezilerinizi eşinizle paylaşmayın, bunlar arkadaş toplantılarında konuşulabilecek şeylerdir, eşler arasında konuşulması ayıptır.
.Birbirinizi erotik olarak uyarabilecek, mesajlaşma, telefon, erotik hediyeler gibi şeylerden uzak durun, bunlar ancak ahlaksız insanların yapabileceği şeylerdir.
arkadaşın karısı ile cinsel ilişkiye girmek, çiftler nasıl uyuyor, basarılı bır sevisme, birleşme olmadan sevişme nasıl olur, cinsel birleşme nasıl olur, cinsel birleşmeye girmek, cinsel ilişkiden sonra en fazla ne kadar sürede hamilelik belli olur, cinsel ilişkiden sonra yorgunuk, cinsel ilişkiye girmek nasıl olur, cinsel ilişliler nasıl olur, cinsel istek nasıl azaltılır, cinsel istek nasıl azalır, cinsel yasam, cinsel yasam nasıl olur, cinselliğe girmek, cinsel istek nasil azalir, cinsellik nasil azaltilir, cinsellik nasil olur, dinlenen telefon nasıl belli olur, en rahat cinsel iliski nasil olur, erkek erkeğe ilişkiye girmek, erkekle cinsel ilişkiye girmek, erkeklerde cinsel ilişkiye girme, erkeklerde nasıl birleşme olur, esinizle iliskinin nasil, evli kadınla ilişkiye girmek, evlilikte ilişkiye girme sıklığı, evlilikte ilk ilişkiye girme, evlilikten önce cinsel ilişkiye girmek, eşe şefkat göstermek, farklı cinsel ilişkiler, fazla ilişkiye girme, gebelik nasil belli olur, hamile cinsel olmaz nasıl, hamilelik cinsel iliskiden sonra ne kadar surede belli olur, hamilelik en kısa sürede nasıl belli olur, hamilelik iliskiden sonra ne kadar sonra belli olur, hamilelik ilişkiden sonra ne kadar sürede belli olur
Testis kanseri
Testis kanserleri 15-35 yaş erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir.Ancak aylık kendi kendine muayene ve semptomların değerlendirilmesi ile hastalık erken dönemde yakalanabilir ve tedavisi kolay bir aşamada müdahale edilebilir.
Testis kanserlerinde görülen semptomlar:
*Testislerde küçük ağrılı kitle
*Scrotumda ağırlık hissi
*Alt karın bölgesinde veya kasıkta ağrı
*Testislerde elle herhangibir değişiklik hissedilmesi
*Scrotumda ani kan veya sıvı toplanması
*Erken teşhiste en önemli kısım aylık kendi kendine muayenedir.Muayene için en iyi zaman sıcak bir banyo veya duştan sonra scrotumun sıcakla gevşediği andır.
Muayenede izlenecek adımlar:
*Aynanın karşısında ayakta durun.Scrotum derisinde herhangibir değişiklik veya şişlik olup olmadığına bakın
*Herbir testisinizi heriki elinizle muayene edin.Orta parmaklarınız testisin altında, başparmağınız üstünde olmak üzere parmaklarınız arasında testisi nazikçe çevirin.Bir testisiniz diğerinden daha büyükse bu sizi şaşırtmasın.Bu normaldir.
*Spermi taşıyan ve biriktiren yumuşak ve tubuler bir yapı olan epididymisi bulun.Kanserli kiteler genellikle testisin bu bölgesinde yerleşir.Ancak testisin ön yüzündede görüldüğü olur.
Eğer bu muayene sonucunda bir kitle ile karşılaşırsanız hemen doktorunuza görünün.Bu kitle kanseröz olsun olmasın hemen tedavi edilmezse yayılabilir.Unutmayın testis kanseri özellikle erken teşhis ve tedavi ile yüksek gerileme şansına sahiptir.Hemen tüm hastalarda testis kanseri yalnız tek testiste oluşur.Bu vakalarda erkek sexual ve üretken fonksiyonlarını diğer testisi ile sürdürebilir.
erkeklerde testis agrisi, erkeklerde kasıklarda ağrı, erkeklerde testis ağrıları, erkeklerde testıs ağrısı, erkekte testis ağrıları, kasık ve testislerde ağrı, kasıkta agrı erkekte, kasıkta ve testiste ağrı, sol testis kanseri, testis, testis agrıları, testis agrısı, testis agrısı, testis agrısı kasık agrısı, testis ağrıları tedavi, testislerde agri, testislerde ağrı, testislerde kitle, testislerde sık sık görülen ağrı, testislerde sızı, testislerde ve kasiklarda agri, testislerde ve kasıklarda ağrı, testislerdeki ağrılar, testiste ağrılı kitle, testiste bulunanlar, testis ağrilari, testiste ağri, testisin bölümleri, testıs ağrıları
Orgazm Olmak
ORGAZM KADINLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ İÇİN ADETA BİR KARA DELİK. PEKİ NE YAPILMALI ?
Orgazm kadınların büyük bölümü için adeta bir kara delik. Zayıflamaya harcanan çabanın onda biri orgazm olmak için harcanmıyor. Orgazm olmak için yapsak yapsak ne yapsak ? Oysa bırakın klitoral orgazmı vajinal orgazmı bile yaşamak mümkün. Sahi aralarında fark var mı? Kimilerine göre klitoral orgazm Uludağ'a benzetilirken, vajinal orgazm Everest'e benzetiliyor. Biri 'anlık bir titremeyken', diğeri 'insanı kendinden geçirecek kadar şiddetli bir sarsıntı' olarak tanımlanıyor. Şimdi bunu duyunca insan; 'AIlah'ım bunca zamandır benim yaşadığım (veya yaşamadığım) neydi?' diye soruyor kendine. Uzmanlara göre orgazmın şiddeti kadından kadına veya koşuldan koşula göre değişiyor. Bilinen tek bir gerçek var ki, o da vajinal orgazm yaşanına oranının oldukça düşük olduğu Meselenin hem psikolojik hem de fizyolojik yanı var. Psikolojik yanı, kadının sadece bedeniyle değil beyniyle de sevişmesi. Dolayısıyla kendini güvende hissetmeyen, karşısındaki erkeği kendine yakın bulmayan kadın, kanı güldür güldür aksa dahi bir türlü kendini tam anlamıyla kaptıramıyor yaşadığı heyecana.
Bu bir grup kadın! Bir diğer grup kadın var ki, yıllardır aynı yatağı paylaştığı eşiyle bile aynı sıkıntıyı yaşıyor. Çünkü talepkar olamıyor kadın. Yönlendirmek, istekte bulunmak belki ayıp, belki de alçaltıcı geliyor. Oysa erkekler yatakta hep yönlendirilmeyi bekliyor. 'Konuş benimle' diyorlar kadınlara; 'Bu hoşuna gidiyor mu!' (Yoksa demiyorlar mı? Demeyenlerle de ayrıca ilgilenmek gerek.)
Her neyse! Tüm bu kaygılara bir de 'oram fazla, buram büyük, şuram sarkık' paniği ekleniyor; böylece de seks ancak bir spor aktivitesine dönüşüyor. Kadın bilmiyor ki erkek her seçimini gayet bilinçli bir şekilde yapar. Her şeyin farkındadır ve eğer o kadını seçtiyse, cinsel ilişki esnasında o göbeği, o popoyu gözü görmez.
Gelelim olayın fizyolojik yanına. .. Bu durum kadının bedenini tanımaması ve erkeğin karşısındaki bedeni tanımak için fazla çaba göstermemesi (veya fırsatı olmaması) gibi iki ana başlık altında toplanıyor. Fakat görüldüğü üzere hiçbiri altından kalkılamayacak sorunlar değil.
Makus kaderine ağlayan ve yatakla gönülden bağlantısı sadece uyku olan kadınlar için işin uzmanlarıyla konuştuk. Yetmedi bir de madde madde özet çıkardık. Tüm bunları her sabah aç kamına içtiğiniz bir bardak ılık sudan sonra okuyun. Formunda ama mutsuz bir bedenle yaşamayın. Beyler, mümkünse siz de okuyun, okumayanlara okutun. Hepimiz gül gibi geçinip gidelim.
Cosmotürk'deki hanımlar enine boyuna bu konuya kafa yormuş. Buyrun siz de okuyun, kadın ya da erkek bilgilenin, orgazm olayına enine boyuna vakıf olun.
NASIL OLUYOR DA OLUYOR ?
1- Hanımlar, kendinizi tanımaya bakın. Mastürbasyon bunun ilk adımı. Vibratör ise vajinanızın duyarlı noktalarını size gösterecek, hangi anda hangi ritmi sevdiğinizi ortaya koyacak mucizevi bir alet. Ne istediğinizi bilin ve bunu dile getirin.
2- Dilediğiniz gibi davranın. Yatak odasında toplum içinde yüklendiğiniz kimliği sürdürmek zorunda değilsiniz.
3- Hiçbir şeyi aceleye getirmeyin. Hazır olmayı bekleyin. Büyüklüğünü, işlevini bir kenara bırakın! Vajinayla penis, tıpkı bir yap boz gibidir. Önemli olan uygun parçayı bulmak.
4- Büyüklüğü mü işlevi mi takıntısını bir kenara bırakın. Vajinayla penis tıpkı yap-boz gibidir. Bazı vajina derindir, bazısı dardır, bazısı kısadır. Önemli olan uygun parçayı bulabilmek.
5- İlişkinin daha başında 'nasıl olsa olamayacağım' derseniz zaten olamazsınız. Ayrıca sonuç odaklı hareket etmek de doğru değil. Birinde olursunuz, birinde olmazsınız ama ruhen mutlu olursunuz, sonra yine olursunuz. Unutmayın, bir kadın yatakta on kaplan gücündedir. 6- Ve beyler! Kadın vücudunu bir define adası gibi düşünün. Elinizdeki harita kaba saba bir şekilde çizilmiş gibidir. Detayları keşfedip, karşınızda duran kadının erojen bölgelerini tek tek bulun. 7- Uzakdoğu seks öğretilerinden yararlanın. Bu konudaki eserleri okuyun.
kadın orgazm, am orgazm etmek, bir kadını orgazm etme, bir kadını orgazm etmek için ne yapmalı, ec orgazm için ne yapmalı, erkek orgazmi icin neler yapilmali, erkek sevısmelerı kadınla, erkekler nasil orgazim oluyor, erkekleri orgazm etmenin, erkeklerin orgazm etmek, erkeği orgazm etme, grup kadin sevişmeleri, hayvan organzm, hayvanlar orgazm olan kadınlar, hayvanlar orgazmı, hayvanlarda organzm, hayvanlarla organzm olanlar, hayvanlarla orgazm, hayvanlarla orgazma, ilişki esnasında neler yapılmalı, kadin masturbasyon nasil yapilmali,, kadin orgazim, kadin orgazmi icin ne yapmali, kadin ve orgazim, kadinda orgazim, kadini orgazm etmek, kadinlar orgazm için ne yapilmali, kadinlari nasil orgazim yapalim, kadinlari orgazm etme, kadın organz, kadın orgazm etme, kadın orgazm için ne yapmalıdır, kadın orgazım, kadın ve orgazım, kadında orgazm olmak için ne yapmalı, kadınla erkeğin yatak sevişmeleri, kadınlar orgazm olmak için neler yapmalı, kadınlar orgazm olmak için neler yapmalı, kadınlar orgazm olmak icin ne yapmalı, kadınlar ve orgazım
Erkek üreme organı
Erkek üreme sisteminin dış organları penis, skrotum ve testislerdir. İç organlar ise vas deferens, üretra, prostat bezi ve seminal veziküllerdir. Erkeğin genlerini taşıyan sperm testislerde yapılır ve seminal veziküllerde depolanır. Cinsel ilişki sırasında sperm meni adı verilen bir sıvının içinde vas deferensten sertleşmiş penise taşınır.
1. Penis (Kamış)
Penis karın duvarına yapışık bir kök, orta bölüm olan gövde ve koni biçimli ucu olan glanstan oluşur. Glans penisin ucunda üretra (meni ve idrar taşıyan kanal) dışa açılır. Glans penisin tabanı korona olarak adlandırılır. Sünnet edilmemiş erkeklerde koronanın uzantısı olan sünnet derisi (prepusyum) glans penisi örter.
Penis gövdesinin büyük bir bölümü erektil (sertleşebilen) dokudan oluşan üç silindirik alandan (sinüsler) meydana gelir. Büyük olan iki alan (korpus kavernosum) yanyanadır. Üçüncü sinüs olan korpus spongiosum (süngersi cisim) üretranın çevresini sarar. Bu alanlar kanla dolunca penis büyür, dikleşir ve sertleşir (ereksiyon).
2. Skrotum (Erbezi kesesi)
Testisleri saran ve koruyan ince kırışık derili kesedir. Skrotum ayrıca testisler için bir ısı kontrol sistemi olarak görev yapar; spermlerin normal gelişmesi için testislerin vücut sıcaklığından biraz daha düşük ısıda (35ºC) olması gerekir. Skrotum duvarındaki kremaster kasları gevşeyip kasılarak testislerin serinlemesi için vücuttan uzaklaşmasını ya da ısınması ya da korunması için vücuda yaklaşmasını sağlar.
3. Testisler (Erbezleri)
Skrotumun içinde bulunan değirmi biçimli oluşumlardır; genellikle sol testis sağdakinden biraz daha aşağıdadır. Testislerin iki işlevi vardır: sperm yapımı ve testosteron (başlıca erkek seks hormonu) sentezi.
4. Epididim
Testislere bitişik olan epididim yaklaşık 6 metre uzunluğunda bir tüp yumağıdır. Testislerden spermi alır ve spermin olgunlaşmasına elverişli bir ortam yaratır. Sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıdadır.
5. Vas deferens (Meni kanalı)
Epididimden spermi alıp taşıyan kordon benzeri bir kanaldır. Her bir testisten çıkan kanal prostatın arkasından yukarı çıkar ve üretraya girerek ejakülasyon kanallarını oluşturur. Vas deferense paralel giden kan damarları ve sinirler gibi diğer yapılar bir arada sperm kordonunu oluşturur.
6. Üretra (İdrar Yolu)
Bu kanal idrarı mesaneden aşağı taşıyan idrar yolunu ve üreme sisteminde meninin dışarı atıldığı bölümü oluşturur.
7. Prostat Bezi
Pelviste mesanenin hemen altında yer alır ve üretranın orta bölümünü çevreler. Genellikle ceviz büyüklüğünde olan bu bez yaşla birlikte büyür. Prostat ve üstündeki seminal veziküllerde spermin beslenmesini sağlayan bir sıvı yapılır. Bu sıvı spermin ejakülasyon sırasında içinde bulunduğu salgı olan meninin hacminin büyük bir bölümünü oluşturur. Meninin içerdiği diğer sıvılar vas deferens ve penis başındaki müköz bezlerden gelir
üreme organi, üreme organlar, üreme organları, üreme organı, üreme organı ismi, üretra sistemleri, üretra testis penis, ürme organları, dıs organları, dış organlarımız, dış organlarımız resimleri, en güzel erkek cinsel organı, erek normal üreme organı, erek penis, erekek organları, erektil organlar, erkegin iç organı, erkek iç organlar, erkek üreme organi, erkek üreme organlari, erkek üreme, erkek üreme organi, erkek üreme organları, erkek üreme organı, erkek üreme organı büyüklüğünde standart, erkek üreme organı penis, erkek üreme sistemi ve penis, erkek üretra, erkek cinsel organ resimleri, erkek cinsel organları penisin bölümü, erkek cinsel organı resimleri, erkek dış üreme organları, erkek dış organları, erkek erek, erkek iç organları, erkek iç organı, erkek ic organi, erkek penis, erkek penısının ıc organı, erkek seks organları
+18 siteler
+18 siteler iktidarsızlık yapıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla ilgili soruları yanıtladı:
İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir sorun mu, ne kadar yaygın ?
Dünya genelinde 152 milyon erkek, tekrarlayan sertleşme sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması bekleniyor. Neden olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En çok rastlanılan sorunlar; erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri, kadınlarda ise orgazm problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.
Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı ? Neden ?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta erken boşalma sorunu olmak üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak görülüyor. Bunun temelinde strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi eksikliği ve hekime müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor. Gençler arasında iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu artış müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat az olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk. Erken boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili çok takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna taktıkları için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca ilişkide bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde iktidarsızlık sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini profesyonellerle yaşayan kişilerde bu daha sık gözleniyor.
Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle olması iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor ?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu korkuyla cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste tekrarlandığında psikolojik olarak yerleşebiliyor.
Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede yardımcı oluyor mu ?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak ve doğru kaynağa ulaşmak yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar. İnternetten pornoya kolay ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı bilgiler edinmelerine neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de iktidarsızlığa yol açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp, performans korkusuna kapılıyorlar.
Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi ?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk durak olarak eczacıya başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde bilgilendirme konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek ve yanlış ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve eczacı kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar, bu kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna karşı, ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu ilaçları doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine şikayetinden kurtulur ancak tedavi olamaz.
Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne gibi tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin maliyeti yüksek mi ?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile ilgili müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması gerekir. Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri geçirdikleri cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi faktörler ve kişinin cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu faktörlerin psikolojik veya organik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Organik faktörler; hormonal, metabolik (şeker, kolesterol vb), damarsal ve nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu faktörler yapılan kan analizleri, dopler tetkiki ve gerekirse gece ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde edilen verilere göre tedaviye geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında psikolojik sorunlar da mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada organik sebebe yönelik tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini diğer tedavilere ek olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim tedavinin yönünü ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç alınamazsa, cerrahi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi dahil bütün bu psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde tamamlanabilir.
Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen faktörler nelerdir ?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.
İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor ?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini önemli ölçüde özümsemiş olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine incelemeden tavsiye edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam etmeyen hastaların yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor, tedavinin sonuca ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da hekimlerle ilgili önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka bir nokta da; çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım edememeleri… Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını tek tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini bilemiyor ve tedaviyi terk ediyor.
+ 18 siteler, + 18 siteleri, ++18 siteler, +18 siteler, +18 cinsel bilgiler, +18 from, +18 from siteleri, +18 seks siteleri, +18 siteler, +18 siteler iktidarsızlık yapıyor!, +18 siteler sitesi, +18 siteleri, +18 sitesi
seks
SEKS RENKLERİ
Sarı: Seks niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir. Örneğin gay''lerin en favori rengi sarıdır derler.
Yeşil: Yeşil seçenler ferah ve saftırlar. Nazik olmalarına rağmen tutkulu değildirler.
Siyah: Hafif sapık bir seks anlayışına sahip, abartısız sadist ve mazoşist hareketlerden hoşlananların rengidir.
Kırmızı: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir. Bir kere ışığı gördüler mi onları durdurmak saatler alır.
Beyaz: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar. Fransız tarzı öpücükler müstehcen, gün ışığında seks yapmak ise tartışılmazdır.
Kahverengi: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler. Sevişmek için zamana ve özele ihtiyaçları olan bu insanların hisleri çok gel-gitlidir ve söyleyeceğiniz ağır bir söz, ilişkinizi bitirebilir, dikkat!
Gri: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile! Eşlerinin terk etmemesi veya hamile kalmak için sevişirler.
Mavi: Muhteşem seks partnerleridir. Günahkar, etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlıdırlar
seks com, 19 sexs, 2 seks.com, 84 seksler, 84 sesk.com, çok etkileyici seks, copyright sexs, en seksi seksler, en sesk, etkileyici seksi mesajlar, favori renginiz hangisi : kirmizi - siyah - mavi - yesil - sari, gay seks, gay seks, gay seks.com, gay seksı, gay sesk, gay sesk.com, gay sexs, insanlar ve seks.com, kompleksli yaşam, mavi es gay, pörnöseks, renginiz, sari sexs, sarı insanların seksi, sarı seks, sarı sesk, sarı sexs, seks, seks com, seks sar, seks sari;in, seks . com, seks .com, seks .com, seks 19, seks com, seks com com, seks com www, seks com
öpüşme teknikleri
Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir. Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı. Çoğu kişi "sıcak ve ağır" tanımlamasını "ıslak ve dağınık" ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve "kötü öpüşenler" listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunu etrafındakilere övünerek anlatabilir.
İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..
1. Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.
2. Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.
3. Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız; 1) Ağzınızı kapatın, 2) Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.
4. Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.
5. Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu /cinsel-sorunlar/184841-iyi-opusmenin-18-kurali.html
6. Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
7. Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.
8. Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.
9. Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.
10. İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize "kötüydüm değil mi?" gibi sözlerle çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.
11. Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.
Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.
#
# Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın. Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.
# Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.
# Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.
# Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.
# Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman'daki Julia Robert's bile bunu istemez.
# Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil..
İşte öpüşme konusunda yapılan hatalar ve gülümseten tepkiler..
Genel huzuru bozma: "Hey çüş oradakiler, atları korkutmak istemeyiz değil mi? Lütfen çocukların hatırı için ahırınızdan çıkmayın"
Sıkıcı oyun: "Gerçekten çok sakin bir oyun biliyorum. Birbirinizi sadece dudaklarınız değecek şekilde öpmeye çalışacaksınız. Dilinizi de değdirmemeniz gerekiyor. Oynamak ister misiniz?"
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu http://www.webhatti.com/showthread.php?t=184841
Aptallar için önsevişme: "Tatlım, sadece sırt üstü yatmanı, rahatlamanı ve tüm işi bana bırakmanı istiyorum. Hareket etmek zorunda değilsi. Hayır, demek istiyorum ki hareket etme!"
Doktorun tavsiyesi: "Dişçin dedi ki kanal tedavisi yapıldığı için ağzıma kürdan hariç herhangi bir yabancı obje girmemeliymiş."
Körelmiş enstruman: "Şimdi ve her zaman ıslak severim. Ancak insanlar diş izlerini merak etmeye başlayacak. Zaman zaman biraz daha nazik olabilir misin lütfen. Şimdi öp beni seni aptal.."
öpüşme öpüşme video öpüşme sahneleri öpüşme teknikleri öpüşme sahnesi ,öpüşme video, öpüşme taktikleri, öpüşme teknikleri, öpüşme sahnesi, öpüşme sahneleri ,opusme hakkında , öpüşme hakkında , öpüşme , öpüşmek , öpüşme çeşitleri , öpüşme tarzları , öpüşme yolları , öpüşenler
kadın ve sex
Cinsellik, cinsel ayrıma tabi tutulduğunda erkeklere atfedilen bir yaşam zevki gibi sunulurken kadınlar söz konusu olduğunda türün devamı için kadının erkeğine hizmeti ya da armağanı olarak algılanmakta. Oysa hepimiz biliyoruz ki, günümüzde hiçbir kadın sevişirken yepyeni bir nesil inşa etmekte olduğunu düşünmüyor.
Cinsellikten zevk almaya çalışırken aldığı zevki erkeğine hissettirmemek zorunda kalan kadının erkeğe göre cinselliğe daha az istekli olduğuna dair toplumsal yargılar / yanılgılar oluşabiliyor.
Kadının seks hayatı hakkında karanlık noktaların varolmasının temelinde, erkek egemen bir dünyada yaşanılmasının çok büyük etkisi var. Erkekler, cinselliği kadınla yaşasalar bile, yatak odası konuşmalarını partnerleriyle yapmak yerine erkek arkadaşlarıyla yapmayı tercih ediyor. Bu durumda da konuşulanlar kadının cinsel dünyası ve hissettikleri değil, kendi deneyimleri oluyor. Cinsellik konuşulmadan sadece deneme yanılma yöntemiyle öğrenilmeye çalışıldığı için, farklı partnerlerle yaşanan cinsel deneyimler cinsellik hakkında çok fazla şey bilmeye eşdeğer sayılıyor.
Cinsellikten zevk alanlar fahi*edir!
Kadının cinselliği yaşamasının ayıp karşılanması gelişmiş ya da az gelişmiş tüm toplumlarda zaman içinde görülmüştür. Kimi toplumlar kadının zevk almasını engellemek için klitorisi alarak kadını sünnet etmeyi gelenek haline getirirken, kimi toplumlarda da kadının seks sırasında ses çıkarması onun bir fahi*e gibi taşlanarak ölmesine gerekçe sayılabiliyordu.
Evlilik öncesi ilişkinin ayıp sayıldığı kadınlara, evlendikten sonra anne olma vasfı yüklenerek, kadının hiçbir zaman kadın olma duygusunu yaşamaması sağlanıyor. Böylece erkek, aynı zamanda çocuklarının annesi olan kadının kendine hizmet amaçlı yaşadığı cinsellikle yetinememesini aldatma eylemine bir kılıf olarak gösterebiliyor.
Kadının ne hissettiğinin, cinsel yaşamını nasıl kurguladığının ve zevk alma noktalarının toplumda yalnızca pornografik amaçlara hizmet ettiği zaman konuşuluyor olması, dünya üzerindeki milyarlarca kadının kapalı bir kutu gibi yaşamasına neden oluyor. Oysa ki, kadınlar da en az erkekler kadar karşı cinsten tahrik oluyor, cinselliği seviyor ve bundan zevk alıyor.
Stres Altında Üreme Durur!
Yaşam tarzı, kapsamlı sağlığımızı müspet veya olumsuz etkilediği gibi üretkenliği de büyük ölçüde etkiliyor. Sigara, çevreden ve gıdalardan aldığımız kimyasallarla ile stres faktörü, üreme fonksiyonlarını olumsuz etkileyen etmenlerin başında geliyor. Türkiye’de genç nüfusta erkek kısırlığının daha epey görüldüğünü söyleyen Anadolu afiyet Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü Koordinatörü Prof. Dr. Aydın Arıcı, bunun nedenleri ve doğurganlığı olumsuz yönde etkileyen faktörlerle alakadar sorularımızı yanıtlamaya sürek ediyor.
Çevresel etkenlerin doğurganlık üzerindeki etkisi nedir?
Sperm hücresi erkek vücudunda en epey üreyen hücrelerden biridir. O yüzden çevresel etkilerden daha çok etkilenir. Sperm üretimi yaklaşık üç ay sürer. O arada olabilecek çevredeki kimyasal nesneler, radyasyon, zehirler ve gıdalara kontrolsüz bi şekilde verilen hormonlar üreme organlarını tesirler. Avrupa ve Amerika’da sperm sayıları 1940’lardan günümüze azaldı. 30 - 35 yaş grubu erkeklerde sperm sayısı, bütün on yılda 1 yavaş
yavaş azalıyor. 1930’larda ortalama 50 milyon olan sperm sayısı günümüzde 30 milyona inmiş durumda. birtakım ülkelerde erkek kısırlığında ciddi 1 artış var bu ülkelerden biri de Türkiye.
Ülkemizdeki erkek kısırlığının en kritik nedeni nedir?
Bir sezon kontrolsüz tarım ilaçlarının kullanılması 1 niçin. buna ilave olarak kabakulak aşılarının Türkiye’de kullanılmaması sonucu buluğ çağında oluşan hastalıklar, ileride kısırlığa sebebiyet vermiştir. En kritik noktalardan biri de yenidoğan bebeklerde elbet testis kontrolünün yapılması gerekliliği. İnmemiş testis dediğimiz mesele, yenidoğanda teşhis edilmezse o çocuk büyüdüğünde sperm üretimi yapamaz. Hastanelerde doğum yapılmaması ve dolayısıyla yenidoğana muayene yapılmaması da ülkemizdeki erkek kısırlığının kritik nedenlerinden.
Peki sigaranın rolü nedir kısırlıkta?
Sigara damarlarda daralmaya niçin olduğundan bütün organda kan akımının azalmasına yol açar. Günde bir paket sigara içen 1 kadın, yaklaşık üç sene daha erken menopoza girer. Sigara yumurtalığı bu kadar etkiliyorsa doğurganlığı da etkileyeceğinden eminiz. Erkeklerde de sperm hareketliliği ve sayısı da testise giden kan dolaşımının sigaraya bağlantılı azalması nedeniyle düşer.
Oluşan bu ziyanlar sigara bırakıldıktan sonraları geri döndürülebilir mi?
Maalesef kadınlarda yumurtalar daha önce üretilmiş olduğu sebebiyle yalnızca negatife doğru gidiş gözlenebilir. Sigara bıraktıktan sonra
pozitif açıdan gözlenebilecek tek şey hamile almasıdır kadının. Hasar görmüş olan yumurtalar tekrar sağlıklı hale dönmezler. Spermde ise durum değişik. Sigarayı bırakan erkekte sperm sayısında ve hareketliliğinde az da olsa artış görülür.
Doğal yollardan çocuk isteyenlere öneriler
Öncelikli bi şekilde sigarayı bırakın.
Sürekli alkol alıyorsanız elbet bırakın. Arada 1 içilen alkolün ise zararı yok.
Kahve, çay gibi kafein kapsayan içecekleri azaltın.
Suni boyalarla boyanmış, kimyasal maddeleri epey kapsayan, içinde koruyucu olan katkı maddeli gıdaları epey tüketmeyin.
Sık yapılacak ilişkide sperm hacmi ve sayısı düşeceğinden, epey ara verildiğinde de spermin hareketliliği azalacağından gün aşırı
yapılacak ilişki hamilelik açısından en uygunudur.
Sıfır beden modasının etkisi
Doğurganlık fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesinde stresin ne aşama etkisi var?
- Tek başına stres, daha ziyade kadınlarda infertilite sebebidir. Çünkü kadınlarda yumurtlama fonksiyonunu beyin idare eder. Beyin, stresi algıladığı vakit üreme fonksiyonunu durdurur.
Dolayısıyla yumurtlama durur. Mükemmeliyetçilik nedeniyle çocuklarımızı ilkokuldan itibaren üniversiteye girebilmeleri sebebiyle 1 yarışa sokuyoruz. bütün yarışta biraz geride kalan büyük strese giriyor. O yüzden üreme sisteminin bu çeşit hormonal bozuklukları,
yani yumurtlamanın olmaması gibi sorunları sıklıkla görüyoruz. Özellikle de belirli zümrelerde.
Kimlerde görüyorsunuz bu durumu?
Mükemmeliyetçi ailelerin çocuklarında, başarıya yönelik kişilerde
bunu görüyoruz. Hem okulda başarılı olup hem spor yapıp hem de gıdalarına çokdikkat ederler. Bu çeşit şahıslar, çoğunlukla zaten düzenli tane görmezler ve yumurtlama fonksiyonları yoktur. Stres o açıdan kritik.
devamlı stres altında olan 1 kadının hamile kalması zor diyebilir miyiz?
- Kesinlikle. üstelik kısırlık tedavisi de kendi başına epey streslidir. arasıra o tedavilerde biraz da stresin etkisiyle başarısız olunduğunda çift, yaz gelince tedaviyi bırakıp, bütünüyle unutup tatile masraf. Stressiz 1 ay geçirdiklerinde kadın hamile bi şekilde geri döner. Bu da stresin gerçekten üremeyi negatif etkilediğinin en kritik ispatlarından.
“0” beden modasından kadınların üreme fonksiyonlarının olumsuz etkilendiğini söylemek olabilir mü?
- Tabii ki. Yağ, vücudumuzdaki en etkin hormon üreten organlardan biridir. Özellikle kadınlarda gerek böbrek üstü bezinin gerekse yumurtalığın ürettiği erkeklik hormonlarını, kadınlık hormonuna çeviren organdır. Dolayısıyla yağ dokusu azaldığı anda östrojen üretimi de azalır. Bu nedenle de genç kızsa buluğ çağına geçemez. Daha ileri yaşlarda da normal üreme
fonksiyonu durur.
Bu nedenlerle kadının beden kitle indeksini (BKİ) hamile kalmak isteyenler sebebiyle önemsiyor musunuz?
- İki uçta da yardımcı üreme teknikleri uygulanmaması gerekir. yalnız vücut oranları normale geldikten sonraları bu tedavinin başlaması gerekli. Çok ileri derecedeki şişman kişilere bu tedavileri uygulamak hem risklidir hem de başarı oranı düşüktür. Tabii epey zayıf kişilerde de eşdeğer şey geçerli.
Kızlar beni tatmin etmiyor
Soru : 22 yaşındayım. Birçok kızla ilişkiye girdim ama hiçbiri beni tatmin etmedi. Sertleşme sorunum var. Bunun sebebi çok mastürbasyon olabilir mi? Ne yapmam gerekiyor? RUMUZ: ÇARESİZ
Cevap : Değerli okurum, kızlar nasıl tatmin etmiyor? Yani zevk mi almıyorsun? Zaten mastürbasyona takılmış kalmışsın. Yani kendini o kazığa bağlamışsın. Evlendiğinde de bu şikayetler sürecektir. Bu nedenle karşı cinse geçiş yapacaksın. Mastürbasyonu azaltacaksın. Evlilik koşullarında tedavi yöntemlerine de bazı eklemeler yaparak bu alışkanlığını bitireceksin
Günde 6 kez mastürbasyon yapıyorum, normal mi?
Soru : 18 yaşındayım. Ben günde 6 kez mastürbasyon yapıyorum. Birçok kez ilişkiye girmeme rağmen kendimi tatmin edemiyorum. Sizce bu normal mi? RUMUZ: ÜÇÜZLER
Cevap : Değerli okurum, gel 28 yaşını düşünelim. Saçlar dökülmüş, gözünün feri sönmüş, aklın yörüngeden çıkmış. Genç olarak bu resmini beğeniyorsan mastürbasyona devam! Asıl sorun evlendiğinde kadının yanından kaçıp mastürbasyon için delik aradığında karşına çıkacak. Ama okurumuz o zaman Haydar Hoca'yı bulamayacak
şişme bebek aldım, sakıncalı mı?
Soru : Geçenlerde ikinci el şişme bir bebek aldım ve birkaç defa kullandım. Herhangi bir hastalık kapmış olabilir miyim? Şişme bebekle birlikte olmam sorun yaratır mı?
Cevap : Vah benim değerli okurum, bugünlere mi düşecektin. Haydar Hoca'nın umutlarını mı söndürecektin? Oysa ben size ne kadar güvenip bel bağlıyorum. Ayağınız tökezlenince de hüngür hüngür ağlıyorum. Yahu, dul şişme bebek alınır mı? Yenisiyle, ikinci el arasında olsun 15-20 lira fark. Üstelik ikinci el şişme bebekte deneyim ve ustalık da yok. Bir de hastalık kaptın mı diye kuşkuya kapılıyorsun Bütün sorunu 15-20 lira için yapıyorsun. Elime sopa alıp seni kovalayacağım ama yine iyilik meleğin koştu yardımına. Mikrop falan kapmadın, hasta da olmadın. Ama ruhunun inceliklerini kollamadın. Kendini gerçek cennette yollamadın. Yanarım, yanarım ona yanarım.